2 Kasım 2017 Perşembe

Respect !

Yıllar önce çok değer verdiğim bir yöneticim hakkımdaki en güzel analizlerinden birini yapmış ve 'sen ne istemediğini çok iyi biliyorsun ama ne istediğini söylemen ve o konu üzerinde yoğunlaşmamız lazım' demişti. Ne de güzel söylemişti aslında ama kördüm cahildim aklım 5 karış yukarıdaydım, tam olarak anlayamamıştım...
Başarılı iletişimim sırrı, dürüst ve çok samimi bir insan olmaktan geçiyordu, kendime yapılmasını istemediğim hiçbir davranışı  karşı tarafa asla yapmıyor istediğim davranışlarda ise tam anlamıyla karşılık bulamıyordum. İyilik yaptığım, daima güleryüzlü davrandığım, dürüst olduğum ve asla canını acıtmak istemediğim herkes istnisasız olarak tepeme çıkmaya çalışıyordu. Müsade etmedim ama buna teşebbüs etmeleri bile fazlasıyla kırılmama yetiyordu. O zamandan sonra anladım ki ben, saygı duyduğum veya tüm ayrıntılarıyla sevdiğim insanların değişmelerine, gördüğümden veya olduklarından farklı birine bürünmelerine kırılıyordum ve hayatımdan tek tek çıkarmaya, sonrasında arkama dahi dönüp bakmamaya başlıyordum... Yaptığım her işe, hayatıma giren-çıkan herkese hem saygı duymak hem de sevmek istiyordum...
Çok az kişi bilir ki benim hayatıma dahil olan insanların çok azına aynı zamanda hem saygı hem sevgi duyduğumu ve bunun daimi olmasının çok da zor olduğunu. Bilmece gibi konuşmayı kesip ne demek istediğimi bir de şöyle anlatayım. İş hayatınızda birçok insan tanır ve beraber çalışma fırsatını elde edersiniz. Kimisi çok akıllıdır, iş bitiricidir, güçlüdür veya sevecendir. Hemen kanınız ısınır veya size itici gelen yönlerinden dolayı bir türlü sevemezsiniz. İnsani duygularınızla ilk notu verirsiniz lakin saygı duymak başka bir meseledir. Benim asla sevemediğim fakat yaptığı işinden, tarzından, çizgisini bozmayan yapısından dolayı saygı duyduğum birçok insan oldu hayatımda ve yahut tam tersi olarak pek sevdiğim, eğlendiğim, farklı şeyler öğrendiğim ama bir türlü saygı duyamadığım/gösteremediğim insanlar...
Kendi adıma söyleyecek olursam, genel anlamda çok saygılı biriyimdir, çünkü anlayış-hoşgörü-yardımcı olmak olgularını çok önemserim. Rahatlık veya samimiyetle, konuşma tarzı veya hassasiyetle saygı duymayı karıştırmayınız efendim.. Söylemek istediğim saygı olmalı-mış gibi yapmak değil, ağızdan dökülen göstermelikler hiç değil.
Daha önce de belirttiğim gibi çok az kişiyi aynı anda hem sevip hem saygı duymamın nedenlerinin başında yaşadığım kısa süreli göstermelik güzellikler veya güven kaybetmeme neden olan olaylar geldiği üzere tecrübeyle sabit konuların dışında kendi adıma da beklediğim davranış biçimlerini kapsıyor aslında. Bu önceliğimle örtüşen insanlarla uzun süre çalışabiliyor, aşk yaşayabiliyor, dostluk kurabiliyor ve başarılı olabiliyordum. Hala da öyleyim...
Şimdi belki diyeceksiniz ki, bu herkes için aynı değil midir???  Hayır efendim değildir !
Sen kocanı çok seversin saygı duymazsın ama ömür boyunca yanında yaşarsın, karısını çok sevdiği halde defalarca gözünü kırpmadan aldatan insanlara şahit oldum ben, gram saygı duymuyor ne eşine ne evliliğine ne de çocuklarına.. Yöneticini veya iş arkadaşlarını hiç sevmezsin ama mecburiyetlerden veya kurban psikolojin nedeniyle hergün söylenir durur yine de hiçbir aksiyon almaz,başka bir iş aramaz veya açıkça konuşmayı düşünmezsin, arkasından konuşur yüzünü görünce can ciğer kuzu sarması olursun ki biz buna kurumsal hayat diyoruz çoğunlukla!!
Annen-baban-kardeşlerinle saygı ve sevgi ortamının dışında bir hayatın olmuştur, başkalarının da öyle olduğunu zanneder kurmak istediğin gelecekteki kendi ailene de öyle davranır veya benimsetmeye çalışırsın. Boşanmalar veya saçma sapan sürdürülmeye çalışılan evliliklerin temelinde eminim ki bu neden baş sorun olarak yatar.. Saydığım bu birkaç madde ve bencilce yapılan hatalar sebebiyle hem sevgiden hem saygıdan uzak bir insan şeklinde yaşar yapayalnız bir şekilde de yaşamını sonlandırırsın...
Ben bu yaşıma dek anladım ki yapamıyorum, çok seviyor-sayıyor devamı gelmezse o ortamda uzun süre kalamıyorum. Deniyorum zaman zaman kendimi, saygımı yitirirsem kendime etrafımdaki herkesi ve herşeyi yakıp yıkıyorum. Resmen yaşam enerjim tükeniyor, kendimi doldurmaya başlıyor ve hergün biraz biraz sinirime sinir, derdime dert, her daim gülen yüzüme solgun renkler ekliyorum :(
Pozitif çizgimden çıkınca da önce kendime sonra başkalarına başka bir Burci gibi görünüyor ve davranıyorum. İş hayatımdan örnek vermem gerekirse spor eğitmenliği ve kurumsal iş hayatım boyunca birçok yöneticiyle ve değerli iş arkadaşıyla,eğitmenle çalışma fırsatını elde ettim. Uzun süreli veya kısa süreli farketmez sor bakalım kaçını aynı anda hem çok sevdim hem çok saydım? Kaçından birşeyler öğrenip kaçını hayatımın başarı merkezindeki nedenlere ekledim ? Kaçıyla hala görüşüyor ve özlüyorum? Kaçından hayatımda bir ömür boyu kalmalarını istedim? Bu soruların cevabı bende saklı ama söylemek istediğim şey uzun süreli ve  sağlıklı ilişkilerde bu konu madem ki şart (must) efendim, diğer konularda da aynı hassaslığı bekliyor insan. Yani ben artık bazı soruların cevabını biliyor ve ona göre hayatımı yaşamaya çalışıyorum. Öyle bir insan ile hayatımı devam ettirme ve öyle bir yönetici ile çalışma, öyle bir ailede yaşama ve öyle insanlarla dostluk kurma isteklerim gerçeğe dönüşüyor ve daimi oluyor çok şükür ki... Olmadığı vakitlerde de yaşam kalitesi bir miktar düşüyor normal seviyeye getirmek için de var gücümüzle uğraşıyoruz. Emin olun, neye inanıyorsak öyle oluyor, öyle insanlar ile yaşamımızı uzun vadede devam ettiremiyoruz çünkü en nihayetinde...
Büyüdükçe dualarım hep bu yönde değişmeye başladı, hayırlı insanlar, dengim arkadaşlıklar dilemeye başladım. bana iyi gelmeyenleri bir bir çıkardım önce tüm listelerimden daha sonra da uzaklaşarak tüm hayatımdan. Bazıları ara sıra tekrar girmeye uğraşıyor, şans verdikleriniz giriyor ve aynı hatalar tekrarlandıkça tarihin tozlu sayfalarına gömülüyor. Eğer süreç tamamlanmadıysa da o tekrarlar hayat boyu devam ediyor. Ettirmeyiniz efendim, ettirdikçe saygı da sevgi de bitiyor. Zirvede bırakmak gerekiyor bazı şeyleri. Önce kendinizi sonra karşınızdakileri düşünerek yapmalıyız seçimlerimizi. Kestirip atmaları veya sürekli olumlama çalışmalarını ihmal etmemek lazım. Birde şu sözü aklımıza iyi kazımamız gerek diyerek hoşçakalın, en önemlisi de hoşbakın demeyi ihmal etmiyorum :)

 "Kimseye iyi veya kötüdür demekte acele etmiyorum. Çünkü insanlar beni her zaman şaşırtmayı başarmışlardır." - Ts Eliot 

27 Ekim 2017 Cuma

Benden bana

Cuma günleri şarkı-şiir-sanat köşesidir benim taaa içimde ve aslında blog yazılarımda...
Şimdi size içimde hala saklı tuttuğum cinsiyeti olmayan çocuğa ve belki de ileride kendi çocuklarıma söyleyeceğim türden sözler yazacağım...
Zaten yazılmış olanlar ve hatta şarkıda tam da söylendiği gibi, yazım hatalarına dikkat etmeyeceğiniz türden çünkü ağızdan tam da bu şekilde çıkan güzel bir şarkı sunacağım...
Kitaplarında veya kliplerle müziğe döken, çok güzel sözler bırakan ve kendi oğluna fısıldadığı sözlerden ötürü Nil Karaibrahimgil'i tebrik ediyor, hislerimize tercüman niteliğindeki bu dizelerin devamını bekliyoruz diye eklemeden geçemiyorum efeniiim :))) 
Hoşbakın kendinize, parçalarınıza, çocuklarınıza, içinizde saf kalan çocuk yanınıza...

Karanlıktan gelicekler Önünde dikilecekler Sarı sarı dişleri olucak Sivri pencereleri olucak Yakalayacak sanıcaksın Ama hep sen kazanacaksın
''Ben sana koşmayı öğreticem içinden gülmeyi öğreticem''

Yalanlar söylicekler Sözlerinden dönecekler Buzdan kalpleri olucak Acı sözleri olucak Yaralicak sanacaksın Ama hep sen kazanacaksın
''Üstlerine gitmeyi öğreticem Düşünce kalkmayı öğreticem''

Bazen de susmayıp bağırmayı Utanmadan hüngür hüngür ağlamayı Sevgililer gelecekler Kalbini delicekler Ahu bakışları olucak Tatlı dilleri olucak Hep sevecek sanıcaksın Ama bazen yanılıcaksın
''O an orda durmayı göstericem Bu da geçer yahu'yu öğreticem''

Bazen de tam ortadan kırılmayı Yere düşen camlar gibi dağılmayı Bazen yalnız bırakıcaklar Ne yapacaksın bakıcaklar Planları olucak Hep bir başları olucak Kırılacak sanıcaksın Ama hepten başarıcaksın
''İçinden yanmayı göstericem Kendini sevmeyi öğreticem''

Gidipte varmayı öğreticem !

20 Ekim 2017 Cuma

Yaşlı mı ''O'' Genç mi

En yakınlarım genelde herşeyimi bilir. Neye hayran olduğumu veya nelere takıntılı, neye sabrettiğimi veya neleri anında yakabileceğimi çok net anlamış durumdalar artık. Ailem ise bu olguları zaten doğumumdan bu yana deyimleyerek öğrenmiş bulunuyorlar :))
Karşı cins etkileşimi sonrasında seçimlerimi neye göre yaptığımı ise sağır sultan bile duysun istercesine sürekli tekrarladım.(Benden büyük, benden uzun) Kendimden büyük  yaşta olanlar ve uzun boy takıntım nedeniyle sırıklarla iyi anlaşabildiğimi bilen arkadaşlarım zaman zaman makara yapmayı da ihmal etmiyorlar. Erişilebilen kaynakları verimli kullanamıyormuşum, git gide tükeniyorlarmış ! espriye bak, teeee Allahım yaa :)))
İşin şakası bir yana verdiğim bu örneği herkes gibi benim de şekilsel takıntılarım olabileceği yönünde yorun lütfen !  Güzellik veya etkilendiğim şeyler artık bir bütünlk gerektiriyor benim zihnimde. Çünkü ben de büyüdükçe farkındalıklarımla beraber değişikliklerim olduğunu kavrayabiliyorum. Mesela yaşa bu denli takılacağıma aslında yaşantıya takılmam gerektiğini, insanlara bazen birden fazla şans verilmesi (en fazla 2 olabilir valla kusuruma bakmayın kimse bana 3 şans vermiyor ) ve büyük resme baktığın zaman benim de karşıdan çok farklı algılanabileceğimi düşünmem ve önyargılarımızdan kaçınarak gerçekleri hep es geçmeden değerlendirmek lazım. Bu konular üzerine eğildiğimde ise ortaya çıkan şey kişilerin yaşamlarına, kendilerini ne ölçüde geliştirdiklerine ve ne kadar insan olabildiklerine bakmam gerektiğini öğrendim. Madem olgunluk seviyesi yaş ile ölçülecek bir durum değil,madem kendimden yaşça çok büyük arkadaşlarımla bile zaman zaman ters düşüp çocuklaşma diye bağrınabiliyorum :) ben de bundan böyle yalnızca tecrübeleri, aile eğitimleri, ürettikleri, bana sağladığı katkıları ve ben dahil tüm sevdiklerine verdikleri değerle insanları değerlendirmeye karar verdim. Genel olarak önyargıdan uzak duran bir insan olmam sebebi ile de özel-iş-sosyal ortam arkadaşlıkları diye ayırmadan, karar verme sürecini de zamana yayma fikri gayet cazip gelmeye başladı vs vs... 
Bugün yaş ile ilgili bir yazı okudum ve sonrasında aşağıdaki sözleri aşırı benimsediğim için sizinle de paylaşmak istedim. Tüm tecrübeler ve yaşın getirdiği bazı öğretilerle beraber diğer parçalar birleşince de mutsuzluklar ve geçmişte kalanlara elveda diyerek gelecek yaşlara ve yaşananalara daha güvenle bakabileceğimizi farkettim. Bu sebeple kendinize iyi bakın hoşçakalın, hoşbakın demeyi ihmal etmiyorum :)))

Gençlik hayatın belli bir çağı ile ilgili değildir. 
İnsan kendine olan güveni derecesinde genç, şüphesi neticesinde yaşlıdır. 
Cesareti neticesinde genç, korkuları derecesinde yaşlıdır. 
Ümitleri derecesinde genç, ümitsizliği derecesinde yaşlıdır.
Hiç kimse fazla yaşamış olmakla ihtiyarlamaz.
İnsanları ihtiyarlatan, ideallerinin gömülmesidir.
Seneler cildi buruşturabilir. Fakat heyecanların teslim edilmesi, ruhu buruşturur.
İnsanlar yaşadıkça yaşlandıklarını sanırlar, hâlbuki yaşamadıkça yaşlanırlar.
İnsan ihtiyar olmaya karar verdiği gün ihtiyardır.
Güzelliği görme yeteneğini kaybetmeyen asla yaşlanmaz.
Yaşlanmak, bir dağa tırmanmak gibidir…
Çıktıkça yorgunluğunuz artar, nefesiniz daralır ama görüş alanınız genişler.
Beynimiz, yeni tecrübeler keşfettiği sürece insan genç sayılır.

William Ewart Gladstone

13 Ekim 2017 Cuma

Murphy ile tanıştınız mı?

Belki bu ismi ilk kez duyuyorsunuz belki de zaten çoktan yasalarına yakalanarak aklınızda bu kanunlarla boğuşurken buluyorsunuz kendinizi... 
Şimdi sizlere sunacağım bu kanunlar kısaca neyden kaçarsan ona yakalanırsın, korktuğun şey başına gelir hatta istemediğin ot başında biter gibi deyimlerin hayat bulmuş veya bulma olasılığı yüksek olanlarından sadece en belirgin maddeleridir. Son zamanlarda okuduklarım, denediklerim ve aydınlandığım konum ise 'herşey bizimle başlar ve bizimle biter yani bilinçaltınızı nasıl yönlendirirseniz öyle yaşar öyle ölürsünüz' mottosuyla hayatıma devam etme nedenimdir. Başıma gelen en güzel şeyler veya en korkunç, kötü şeyleri bile belki de benim zamanında  yönlendiremediğim ama bu yaşımda farkına vardığım bilinçaltım yaşatmıştır bana diyerek aranızdan ayrılıyor, çok okumak-çok gezmek/görmek- çok tanışıp dinlemekten uzak kalmamanızı diliyorum... Maddeleri tek tek okuyun çünkü herkesin kendinden birçok şeyi bulup gülmeye başlayacağına çoook eminim :))

 MURPHY KANUNLARI

         Tabiat ana daima hatanın yanındadır.
         Çözülen her problem yeni problemler yaratır.

  •          Aptalların dahi yapamayacağı şey yoktur, çünkü onlar da kendi çapında birer dahidir.
  •          Smith-Wesson kare as'tan daima iyidir.
  •          Tek boynuzlu gergedanla birde bir oynanmaz.
  •          Düşürdüğün ekmeğin yağlı yüzünün halıya gelme olasılığı, halının yeniliğiyle doğru orantılıdır.
  •          Asla Mrs. Murphy ile ilişki kurma.
  •          Tünelin ucunda görülen ışık üzerinize gelen trenin farı olabilir.
  •          Otomobil tamir ederken düşürdüğünüz alet, daima aracın en ulaşılmaz yerine kaçar.
  •          Bozuk bir alet tamire geldiğinde çalışır.
  •          Endişelenme, kısırlık kalıtımsal değildir, çocuğuna geçmez.
  •          Bir şeyin yanlış gitme olasılığı varsa, yanlış gider.
  •          1500 liralık ampul daha önce patlayarak 10 liralık sigortayı kurtarır.
  •          Kestirme, iki nokta arasındaki en uzun yoldur.
  •          Her şey yolunda gidiyor gibi görünüyorsa, senin dünyadan haberin yok.
  •          Dostlar gelip gider, düşmanlar birikir.
  •          Murphy'nin altın kaidesi : Altını olan kuralı belirler.
  •          Hayattaki en güzel şeyler : Ya kanun dışı, ya ahlak dışı ya da şişmanlatıcıdır.
  •          Elindeki kuşa, başının üzerindekinden daha çok güven.
  •          Güzellik derinin altına kadar işler, çirkinlik ise kemiğe dayanır.
  •          Hiyerarşide kişiler yeteneksizlikleri ölçüsünde yükselir ve orada kalırlar.
  •          Daima yarışta hızlı ve savaşta kuvvetli olan kazanmaz, ama sen yine onların tarafını tut.
  •          Bir işi tam yapmak için vakit bulunmaz, ama düzeltmek için daima zaman bırakırlar.
  •          Çok üstüne düşme, bozarsın.
  •          Pipo akıllıya düşünme şansı verir, aptala eğlencelik olur.
  •          Öyle bir sistem getir ki, bir budala bile kullansın. O zaman da onu sadece bir budala kullanır.
  •          Herkesin zengin olmak için yürümeyen bir planı vardır.
  •          Hiçbir iyilik cezasız kalmaz.
  •          Borç alabilmek için önce ona ihtiyacının olmadığını kanıtlaman gerekir.
  •          Tamire kalktın mı bil ki, daha çok zaman ve daha pahalıya çıkar.
  •          Her şeyin %90'ı posadır.
  •        Üniversite hocaları başkalarının sorunlarına en liberal, üniversitenin sorunlarına ise en muhazafakar çözümleri getiren kişilerdir.
  •        Yasama organı çalışma halindeyken, insanların hayatı gibi, mülkiyet hakkı ve özgürlükler de tehlike altındadır.
  •          İnsanlar gerçekleri arar, fakat hep kendi görüşleri doğrultusunda ilerler.
  •          Atı suya götürmek iş değildir. Marifet atı suda sırtüstü yüzmeye razı etmektir.
  •          Aynı taksiyi birden fazla gazete muhabiri paylaştığı zaman, taksi ücretini önde oturan öder.
  •         Aynı taksiyi kaç muhabir paylaşırsa paylaşsın ve taksi ücretini kim öderse ödesin, bütün muhabirler taksi ücretini masraf listelerine yazarlar.
  •          Bir siyasi partinin kuruluşu, bir siyasi hareketin sona ermesi demektir.
  •          Yeni kanunlar, yeni kanun boşlukları doğurur.
  •          İnsanlar diledikleri gibi davranabilecekleri özgür bir ortama kavuşunca, birbirlerini taklit ederler.
  •          Popüler olan kişi, sevilmemeye mahkumdur.
  •          Çok denenmiş yollar, hiçbir yere çıkmaz.
  •          Direnen, yücelir.
  •          Aşırılar buluşur.
  •          Yeni kravat, çorba çeker.
  •          Dükkanda ayağa uyan ayakkabı, en çirkin olan ayakkabıdır.
  •          Vitrinde gördüğün hiçbir mal, sizin alabileceğiniz kadar ucuz değildir.
  •          Seyahate çıkarken, ihtiyacınız olan elbiselerin yarısını ve ihtiyacınız olan paranın iki mislini yanınıza alınız.
  •          Radyoyu ne zaman açarsanız açın, en sevdiğiniz şarkının son melodilerini duyarsınız.
  •          Tereyağının sertliği ile üzerine sürülecek ekmeğin yumuşaklığı doğru orantılıdır.
  •          Vücut banyoya girmeden, telefon çalmaz.
  •          Yanlış numara hiç meşgul çalmaz.
  •          Yeni alet almadan, kaybettiğiniz eski aleti bulmanız mümkün değildir.
  •          Dakikanın uzunluğu, umumi hela kapısının hangi tarafında olduğunuza bağlıdır.

MURPHY İYİMSER BİR İNSANDI..!

  •          Eğer bilgisayarınızda bitirilmesi ölüm kalım meselesi olan bir iş varsa yemeğe çıkmanın tam vaktidir, çünkü elektrik kesilecektir.
  •          İşler yolunda gitmediği zaman gülümseyen bir kullanıcı, üzerine suç atacağı bir programcı olduğunu biliyordur.
  •          Kendinizi iyi hissediyorsanız kaygılanmayın, geçer.
  •          Birine bir iyilik yaparsanız, o iyilik göreviniz haline gelir.
  •          Konuşmanızda bir yanlış yapana kadar kimse dinlemiyordur.
  •          Birine bir makinenin çalışmadığını kanıtlamaya kalkarsanız, makine çalışır.
  •          İki monolog bir diyalog oluşturmaz.
  •          Başarı daima yalnızken, başarısızlık ise herkesin içinde vuku bulur.
  •          Ne hakkında konuştuğunuzu bilmiyorsanız, her şey mümkündür.
  •          Olumsuz beklentiler olumsuz sonuçlara götürür. Olumlu beklentiler de olumsuz sonuçlara götürür.
  •          Uzman, bulunduğunuz yere dışarıdan gelen herhangi bir kişidir.
  •          Gizli evraklar fotokopi makinasında unutulur.
  •          Bir berbere asla saç kesimine ihtiyacınız olup olmadığını, bir satıcıya fiyatlarının iyi olup olmadığını sormayın.
  •          Başa çıkamayacağınız bir hata durumunu asla test etmeyin. Düzeltemeyeceğiniz yanlışı aramayın.
  •          Bir deney sonuç veriyorsa bir yanlışlık olmuştur.
  •          Bir proje üzerinde çalışırken işi bittiğine inandığınız bir aleti yerine kaldırırsanız ona derhal ihtiyacınız olacaktır.
  •          Her yol başarısızlıkla sonuçlandığında talimatları okuyun.
  •          Araba kullanmayı öğrenene kadar gerçekten küfretmeyi öğrenemezsiniz.
  •          Beklenmedik bir anda ele geçen boş vakit, mutlaka boşa harcanır.

MURPHY'NİN İŞ KANUNLARI

  •          Ne anlama geldiği belli olmayan her şeyi 'miscellaneous' klasörü altında toplayın.
  •          Bir toplantının bitiş saatini ve bir kokteylin başlama saatini ASLA GEÇİKTİRMEYİN.
  •          Hata yapmak kula mahsustur, bağışlamak Allah'a mahsustur yönetim kuruluna değil.
  •          Bir şeyi ilk seferde doğru yapmaya asla zaman yetmez. Ama baştan yapmak için hep yeterince zaman vardır.
  •          İşinizde iyiyseniz bütün işler başınıza kalır. İşinizde çok iyiyseniz nasılsa altından kalkarsınız.
  •          İşyerinde bir insanın otoritesi, gömlek cebinde taşıdığı kalem sayısıyla ters orantılıdır.
  •          İşi nasıl halledeceğinizi bilemiyorsanız, hızlı hızlı yürüyün ve endişeli görünün.
  •          Cuma günleri bir şirkette hasta adam bulamazsınız.
  •          Şirkette birinin ünvanı ne kadar uzunsa yaptığı iş o kadar önemsizdir.
  •          Şirkette bozulan bir makine, tamirci kapıdan içeri girdiği sırada aniden çalışıverir.
  •          İş bir kere çorba olmuşsa, düzeltmek için yapacağınız her şey durumu daha da berbat eder.
  •          Başarı sadece şans meselesidir. İnanmazsanız çuvallamış birilerine sorun.

MURPHY'NİN SAVAŞ YASALARI

  •         Siz süpermen değilsiniz.
  •         Geritepmesiz tüfekler geri teperler.
  •         Baskı ateşi baskı altına almaz.
  •         Aptalca görünen bir şey işe yarıyorsa o şey aptalca değildir
  •         Göze çarpan (belirgin) bir görünümde olma, hasmının ateşine maruz kalırsın.
  •         Gereksiz yere silahını çekip ateş etme, çevrendekileri sinirlendirirsin.
  •         Şayet emin değilsen silahını dolu kabul et, muhtemel her hedefi ateş altına al.
  •         Avcı boy çukurunu asla senden daha cesur biri ile paylaşma
  •         Asla unutma ki silahın en düşük fiyat veren firma tarafından yapılmıştır.
  •         Eğer hücumun iyi gidiyorsa, pusuya düşmüşsündür.
  •         Nereye döşediğini hatırlamıyorsan, mayının seni hedef alıyor demektir.
  •         Bütün beş saniyelik el bombası fünyeleri üç saniyeliktir.
  •         Önemsiz görünmeye çalış. Düşmanın cephanesi azalmış olabilir. (hedef olarak seni seçmesin)
  •         Mevziden daha ileride isen, dost topçunun daha yakına ateş edeceğini unutma.
  •         Önemsemediğin düşman şaşırtma harekatı esas taarruzdur.
  •         Kolay yol her zaman mayınlanmıştır.
  •         Önemli olan şeyler daima basittir.
  •         Basit olan şeyler her zaman zordur.
  •         Bir bölgeyi güvenlik altına aldıysan, bunu düşmana söylemeyi unutma.
  •         Üstüne gelen ateşin geçiş önceliği vardır.
  •         Muharebeye hazır hiçbir birliğin denetlemeden geçtiği görülmemiştir.
  •         Denetlemeye hazır hiçbir birliğin muharebeden başarı ile çıktığı görülmemiştir.
  •         Takım çalışması esastır. Bu, düşmanın üzerine ateş edeceği diğer kimselerin (hedeflerin) varlığını sağlar.
  •         Eğer düşman menzil içinde ise sende öylesindir.
  •         Dost ateşi, dostun ateşi değildir. (seni de vurabilir)
  •         Yapabildiğin her şey vurulmana yol açabilir. Hiçbir şey yapmaman dahil.
  •         Düşmanın içeriye giremeyeceği kadar mevziini mukavim (güçlü) yaparsan, sende içinden çıkamayabilirsin.
  •         İzli mermilerin izi iki yönlüdür, senin de yerini belli ederler.
  •         Üstüne gelen düşman ateşinden daha isabetli olan tek şey, üstüne doğru gelen dost ateşidir.
  •         Bir şeye aşırı ve çaresiz bir şekilde ihtiyacın olduğu anda, telsizler çalışmayacaktır.
  •         İki taraf da kaybetmeye başladığına inandığı anda, ikisi de haklıdır.
  •         Profesyonellerin ne yapacağını kestirebilirsiniz, ama dünya amatörlerle doludur.
  •         Her hava koşulunun yakın desteği kötü havada işlemez.
  •         Bir elbombasının tesirli yarıçapı, her zaman senin sıçrayabileceğin mesafeden bir ayak boyu daha fazladır.
  •         Gerçekten kontrol altında tutulan tek arazi, üzerinde ayakta durduğun toprak parçasıdır.
  •         Süngü kanunu der ki, mermisi olan kazanır.
  •         Arka kademedekiler yani muharip olmayan birlikler her yerdedirler.
  •         En yeni tank tahrip silahı bir diğer tanktır. Bu nedenle tanklar hep birbirleri ile savaşır ve piyadeye yardım edecek vakit bulamazlar. Asıl amaçları bu olduğu halde.
  •         Hassas bombardıman normalde artı/eksi bir mil içinde isabetli olur.
  •         B52 ve C130 uçakları ile yapılan misket bombardımanı çok isabetlidir. Bombalar her zaman yeri bulur.
  •         Murphy bir 11b idi. (11b Amerikan Kara Kuvvetleri'nde piyade avcı eri için kullanılan kod no'sudur.)
  •         Kusursuz planlar kusursuz değildir.
  •         Kolay yol genellikle ölümünüze yol açar.
  •         Üniforması daha gösterişli olan taraf kaybeder.
  •         Zırhlı araçlar mermileri üzerine toplayan mıknatıslar ve dikkat çeken hareket halindeki avcı boy çukurlarıdır.
  •         Eğer düşman dışında her şey azalıyorsa, savaştasınız demektir.
  •         Muharebenin ilk bir kaç saniyesi içinde hiç bir planın geçerliliği kalmaz.
  •         Cephane pahalı, hayatınsa ucuzdur.
  •         Muharebede malzeme harcamak mezar kayıt formu doldurmaktan daha kolaydır.
  •         Eğer düşmanı göremiyorsan, o seni hala görüyor olabilir.
  •         Son koruma ateşi, koruma sağlamaz.
  •         Savaşmadan kazanabilirsin, fakat bu çok daha zor olur. Üstelik düşman işbirliği yapmayabilir.

 MURPHY' NİN EVLİLİK YASALARI

  •          Evliliğe başlamak, bitirmekten daha kolaydır. Ve suçlu daima eşinizdir.
  •          Eğer size evlilikten söz eden yalnızca anne ve babanızsa durum sizin için son derece mutsuzdur.
  •          Sakın para için evlenmeyin. Çok daha uygun koşullarda borç bulabilirsiniz.
  •          Eğer evlilik eğlenceli bir şey olsaydı, nikahı belediye memuru kıymazdı.
  •          Evli bir çiftin aynı konuda "evet" dediği son yer nikah masasıdır.
  •          Evlilik güzel bir ilişkiyi bitirmenin en kısa yoludur.
  •          "Aşk ve Evlilik, tıpkı at ve araba gibi birlikte yürür." En son ne zaman at arabası gördünüz?
  •          Aşkın gözü kör olabilir ama evlilik insanın gözünü açıverir.
  •          Eşlerden ilk uyuyan her zaman en yüksek sesle horlayandır. Suçlu her zaman eşinizdir.
  •          Eğer erkekler kur yaptıkları dönemdeki davranışlarını evlilikte de sürdürürlerse boşanmalar azalır, iflaslar artar.
  •          Ne zaman ve nerede evlendiğinizi anımsarsınız ama niçin evlendiğinizi anımsayamazsınız.
  •          Erkek, eğer karısında artık bir hata bulmuyorsa, boşanmış demektir.
  •          Her başarılı erkeğin arkasında edepsiz bir kaynana vardır. Her başarılı kadının arkasında aşağılık kompleksiyle kıvranan bir erkek vardır.
  •          Televizyonda 27863 bölümlük Brezilya dizilerini izledikçe "evliliğinizin iyi gittiği" inancınız artar.
  •          İyi bir kavga en başarılı doğum kontrol yöntemidir. Anlık barışlarda bunun tersi olur.
  •          Eğer birisi eşinizi elinizden alırsa, ona yapacağınız en büyük kötülük, birlikte yaşamalarına izin vermenizdir.
  •          Masallarda çiftler aşık olurlar, evlenirler ve yaşamlarının sonuna kadar mutlu yaşarlar. Bunlara masal denmesinin nedeni de budur zaten...
Genel Kurallar

  • Bir şeyin ters gitme olasılığı varsa, ters gidecektir.
  • Bir şeyin birkaç şekilde ters gitme olasılığı varsa, hep en kötü sonuç doğuracak şekilde ters gidecektir.
  • Bir şeyin ters gidebileceği olasılıkları engelleseniz bile, anında yeni bir olasılık ortaya çıkacaktır.
  • Bir şeyin olma olasılığı, istenme olasılığı ile ters orantılıdır.
  • Er ya da geç olası en kötü koşullar zincirlemesi vuku bulacaktır.
  • Ne zaman bir şeyden vazgeçseniz, vazgeçtiğiniz o şey size geri gelir.
  • Olmuyorsa zorlayın, kırılırsa zaten değişmesi gerekirdi.
  • Ne kadar beklersen bekle istenmediği zaman gelecektir...
  • Yere düşen her şey ulaşılması en zor köşeye yuvarlanır.
  • Ne zaman arabamı yıkasam yağmur yağar, yağmur yağacağı için arabamı yıkamadığımda yağmur yağmaz.
  • Reçelli ekmek ne zaman yere düşse reçelli kısmı hep yere gelir.
  • Özür dilemek, izin almaktan daha kolaydır.
  • Uyuyan bir bebek, anne babası uykuya dalınca uyanır.
  • Bir şey tamir ederken elin tamamen yağlandığında burnun kaşınır.
  • İnsanların seni seyretme olasılığı düştüğün komik durum ile doğru orantılıdır.
  • Yanlış numara çevirdiğinde çevrilen numara kesinlikle meşgul değildir.
  • Patronuna lastiğin patladığı için geç kaldığını söylediğinde ertesi gün lastiğin gerçekten patlar.
  • Gırgır geçmeye başladığın anda patron kapıda görünür.
  • Sıkışık trafikte şerit değiştirdiğinde, terk ettiğin şerit daha hızlı akmaya başlar.
  • Duşa girip ıslandığında telefon çalar.
  • Birileri ile karşılaşma ihtimalin, görünmek istemediğin zaman en üst düzeydedir.
  • Bir makinenin çalışmadığını ispat etmen gerektiğinde kesin çalışır.
  • Kaşıntının şiddeti ulaşma zorluğun ile doğru orantılıdır.
  • Sinemada sıranın ortasında oturanlar salona en son girerler.
  • Ayağınıza tam oturan bir ayakkabı kesinlikle mağazadaki ayakkabıların en çirkinidir.
  • Herhangi bir şeyi beğendiğinizde derhal üretimden kaldırılır.
  • Bir şeye ulaşmak istediğinizde ve ulaşamayıp umudunuzu kestiğiniz anda, bir yerden bir şekilde size gelir.
  • İşler yolunda gittiği zaman mutlaka bir terslik vardır.
  • Aradığınız şeyi baktığınız en son yerde bulursunuz. (Aranılan bir şey birkaç yere bakılarak bulunur ve bulma eylemi zaten en son bakılan yerde gerçekleşir.)
  • Herhangi bir bilgide sayılar çok doğru gözüküyorsa boşuna kontrol etmeyin, yanlıştırlar.
  • Bir teklifin gerçek olması güvenilir olmasını gerektirmediği gibi, güvenilir bir teklifin de gerçek olması gerekmez.
  • Telefon çalmasını beklediğin süreler boyunca çalmayacak, ancak başından ayrılıp başka bir işle meşgul olduğun anda çalıp seni bölecektir.
  • Siz sınavlara istediğiniz kadar çalışın, sonunda her zaman çalışmadığınız bir yerden çıkacaktır!
  • Ne zaman sınavlara çalışacak olsanız uykunuz gelir, sınavdan sonra uykunuz açılır.
  • Dakikalarca beklediğin otobüs sen tam sigara yaktığında gelecektir.
  • Sigara dumanı her zaman sigara içmeyen kişiye doğru gelir.
  • Barda sana yanaşan kız barın en çirkin kızıdır.
  • Ne zaman kürdanı elinden atsan, dişinin arasında bir şeylerin kaldığını farkedersin.
  • Senin beklediğin ATM sırası herzaman yavaş ilerler.
  • Ne zaman merdivenleri çıkmaya başladığında aklına çisinin geldiğini farkedersin
  • Sakınılan göze çöp batar.
  • İnsanlar birbirini hak eder.
  • Hangi yüzüne tereyağı süreceğinize önceden karar veremezsiniz.
  • Gülümseyin, ne düşündüğünüzü bilmesinler.
  • Sizi izleyenlerin sayısı yaptığınız işin saçmalığı ile doğru orantılıdır.
  • İyilik cezasız kalmaz.
  • Her çözümün doğurduğu yeni problemler var.
  • Bir şey yapmanız gerektiği zaman, öncelikle başka bir şey yapmanız gerekir.
  • Her şey düşünce hızından daha yavaştır.
  • Aptallığın gücünü göz ardı etmeyin.
  • Bir işi ne kadar önceden planlarsanız, ters gitme olasılığı o kadar artar.
  • Murphy kanunları Ohm kanunundan daha geçerlidir.
  • Diş ağrısı gece ve tatil gününde başlar.
  • Borç alabilmek için, borca ihtiyacınız olmadığını ispatlamalısınız.
  • Kimse başkasının yaptığı iş ile ilgilenmez.
  • Yeni aldığınız donanım eskisini sattığınız an bozulur.
  • Yanlış anlaşılmayacak kadar basit bir şey yoktur.
  • Hiç bir şey göründüğü kadar iyi değildir.
  • Sigaradan alınan zevk çevrede bulanan içmeyenlerin sayısı ile doğru orantılıdır.
  • Sigara dumanı içmeyene doğru ilerler.
  • Karar verme anlarında eldeki bilgi miktarı kararın önemi ile ters orantılıdır.
  • Önünüzde bulanan araç sizden yavaş gider.
  • Kasislerin etkisi yavaş giden arabalaradır.
  • Yarının işini asla bugün yapma.
  • Ayakkabı ağırlığı yürüyüş mesafesine göre artar.
  • Ayakkabıdaki kum tanesi basınca karşı en fazla basıncın olduğu noktaya doğru ilerler.
  • Basit teoriler en anlaşılmaz şekilde izah edilir.
  • Deney başarılıysa bir şeyler yanlış demektir.
  • Anlamıyorsanız çok açıktır.
  • Çok hızlı yükseliyorsanız bir yerde bir şeyler yanlış demektir.
  • "Yaşam" siz başka planlar yaparken olan şeydir.
  • Murphy'nin altın kuralı: Altını olan kuralı koyar.
  • Değiştirilebilir parçalar değişince sorun çıkar.
  • Olmuyorsa zorlayın, kırılırsa zaten değişmesi gerekirdi!
  • Zorlamayın, daha büyük bir çekiç getirin!
  • İhtiyacı olanlara yardım edin, onlar sizi hatırlar, tekrar ihtiyaçları olunca.
  • Kendi işini yapmayanlar için hiç bir iş imkansız değildir.
  • Diğer tüm seçenekler tükendikten sonra insanlar mantıklı davranırlar.
  • Gezegendeki toplam zeka bir sabittir; nüfus artmaktadır.
  • Tüm genellemeler yanlıştır.
  • Gizli hata gizli kalmaz.
  • Duruma göre!
  • Aptalsa ve çalışıyorsa, aptal değildir.
  • Asla, asla deme!
  • Bekleyin, hasar verdikten sonra geçer, hasar fazla ise bekleyin, tekrar gelir.
  • Şans en şanssız zamanda kapıyı çalar.
  • Eşsiz şeyler birbirinin eşidir.
  • Yağmur yağsın diye araba yıkadıysanız işe yaramaz.
  • Tırnaklarınızı kestikten bir saat sonra tırnakla yapılacak bir iş çıkar.
  • Her kurumda işlerin nasıl yürüğünü detayları ile bilen biri var. Bu kişi hemen işten atılmalıdır.
  • Özür dilemek, izin almaktan daha kolaydır.
  • Sıcak tencere ve soğuk tencere aynı görünür.
  • Salamı seven ve yasaya saygı duyanlar bunların nasıl yapıldığını asla izlememelidir.
  • Problemlerden kurtulma konusunda usta olan doktorlardan uzak durun!
  • Bağışla ama unutma.
  • Kendi fikrinizi önemli birinin fikri imiş gibi sunarsanız kabul edilme şansı daha fazladır!
  • Hareketli nesneler yanlış yöne doğru hareket ederler, durağan nesneler yanlış yerde dururlar.
  • İşler şansa bırakılsaydı daha iyi olurdu.
  • Herkes sinirlerini kaybetmişken sakinliğinizi koruyorsanız belki de durumu anlamıyorsunuz.
  • Size bir iyilik yapmak için yaklaşan birini görürseniz, kaçın.
  • Tüm garantiler ve para iadesi taahutleri, ödemeyi yapmak suretiyle bozulur.
  • Önemli olan olaylara takmayı başardığınız isimdir, olayların kendisi değil.
  • Anlattığın birşeyin dinlenme ihtimali, anlatma isteğinle ters orantılıdır.

Savaş

  • Düşman atış menziline girdi diye sevinme. Sen de onun menzilindesin.
  • Pimi çektiğiniz an, Bay El Bombası artık arkadaşınız değildir.
  • En kısa yol ya mayınlarla döşenmiştir, ya da keskin nişancılar tarafından gözetleniyordur.
  • Eğer saldırınız çok iyi gidiyorsa, bu pusuya düşeceksiniz demektir.
  • Yürümek zorunda olmak = Keskin nişancılara yem olmak
  • Eğer pusudan sağ çıktıysanız, bir şeyler yolunda değil demektir.
  • Siz bulunduğunuz konumdan düşmanı görebiliyorsanız, düşmanda sizi görebilecek konumdadır.
  • Eğer düşman dışında her şey eksiliyorsa; işler ters gidiyor demektir...
  • Fark edilmediğinizi sandığınız zamanlarda, herkes tarafından izleniyorsunuz demektir.

Aşk

  • Bütün iyiler biriyle çıkar.
  • Eğer o kişi biriyle çıkmıyosa bir neden vardir.
  • Bikinisi ne kadar guzel ve iyiyse senden o kadar uzaktir.
  • Beyin x Guzellik = Elde etme orani her zaman sabittir.
  • Birinin seni sevme orani, senin onu sevme oraninin tamamen tersidir.
  • Para aski satin alamaz ama seni çok iyi bir pozisyona getirir
  • Her hareket dusundugunuzun tersi bi reaksiyon gosterir.
  • Yakışıklı erkekler (guzel kizlar) isi en son bitirirler
  • Eger gercek olabilecek kadar mumkun gozukuyosa, mumkun degildir.
  • Senin ona yaklastigin an onun baska birini buldugu andir.
  • Asansörde sevişirsen mutlaka yakalanırsın.
http://www.drumitsayin.com/tr/murphynin-kanunlari-murphys-laws

4 Ekim 2017 Çarşamba

Ben-lik

Zaman gelir kafanız rahat, sevdiklerinizle veya en özgür ruh haliyle ülkeden ülkeye, şehirden şehire, davetten davete gezer durur, ruhunuzu, bedeninizi ve en önemlisi de benliğinizi dinlendirirsiniz. Zaman olur iş hayatı, ev hayatı, sorumlu olduğunuz kişilerin hayatı arasında bir o yana bir bu yana derken sıkışır kalırsınız...
Hayatta herşeyi görmek yani yaşamak mümkündür. Sadece bazıları daha önce bazıları ise daha sonra yaşar, birileri daha fazla sorumluluk alır veya daha fazla para ile ömrünün sonuna dek rahat yaşamayı başaranlar, bazılarınca ise şanslı doğan insanlar olarak adını altın harflerle yazdırmayı başarır. Tabi bu saydığım durum ''kime göre neye göre'' sorumla beraber değişkenlik gösterebilir. ''Nakit varken vakit yok, vakit varken sağlık yok'' konularına ise hiç girmiyorum yoksa işin içinden çıkabilene aşkolsun :)
Mesela ben kendimi bildim bileli ömrü yollarda geçen, yüksek hayat enerjisi ve aşırı samimiyet sonrası mutlaka bir uzaklaşıp geri gelme meraklısı olarak görürüm kendimi :) Kurumsal çalışma hayatımın ilk senesinden itibaren onlarca ülke gezdim ve hiçbiri de işle ilgli seyahatler olmadı. Bir sene uzak diyarlara hiç heves etmediğim gibi ertesi sene 14 ülkeye ayak bastığım da oldu. Tamamen öyle denk geldi ve öyle tercihlerde bulundum diyebiliriz. Kendi ülkemin en güzel noktalarını en güzel insanlarla veya birdaha hiç görüşmeyeceğimi bilmeden herşeyi paylaşma isteği içinde olduğum kişilerle deneyipleyip hafızama güzel anılar olarak kazımayı başardım. Bilinçli seçimler değildi ama bilinçsiz duygular da yaşamadım çok şükür ki !
İletişimi ve sonrasındaki etkileşimi hayatımın odak noktası haline getirdiğim için de yer-zaman-para üçlüsü her daim insana eşitlendi bende. Yalnız hareket etmek istediğim bölümler hayatımda özenle ayrıldı. Mesela en uzak yolculuğuma her sene tek başıma gider, oradaki hayatıma geçiş yapar ve dönünce kaldığım yerden devam ederim. Bu durum artık bir alışkanlık, yaşam biçimi haline gelsede zamanı gelince yanıma bir ortak götüreceğimden eminim. Çünkü paylaşınca daha da güzelleşeceği bilincindeyim. Yolda geçen her bir saati negatif birer anıya dönüştürecek olanı değil, uzakları kısaltan, tamamlayan ve tamamlanmayı layık gördüğüm biri olacak bitabbi bu insanoğlu :)

Hayatımın son bir kaç senesindeki yol ayrımlarında, en güzel destinasyonlarda, iş bağlantılarım, özel hayatım veya önemli karar aşamalarında bu soruyu önce kendime sorar, cevaba göre aksiyon alarak ve kendi doğrularım-hatalarım kısacası tecrübelerim ile ilerlemeyi kendime görev edindim. Evet resmen çok kişiyle konuşup, az kişiyle düşünüp, tek başıma karar verdim. Pek de güzel oldu..! En iyi ihtimalle kendi kararlarımın arkasında durduğum üzere asla pişman olmadım. Başkalarının tecrübeleri veya kararları ile ilerleyip yolun yarısından geri dönmek istemedim. Vazgeçtim veya devam ettim. Yapma-etme demelerine bile bir müddet kulak tıkadım. Sırf başkası istiyor diye vicdanımı kullandım ama kendimi kullandırtmadım. Sabrettim, bekledim ve hala doğru zamanı beklediğim kararlarımın da olduğunu bildiğim gibi istediğim herşeyi ama herşeyi elde ettim. Çok şükür ki edemediklerime de üzülmedim hatta sonradan şükrettiğim insan ilişkilerim, sonuçlanmayan işlerime çok şaşırdığım, hayal kırıklığının bile ''iyi ki de, olmadı'' dediğim zamanlarım oldu...
Şartların olgunlaşması, bilinçaltının düzgün yönlendirilmesi ve pozitif bakış açısını kaybetmeden yaşamak hiçbir konunun yarım kalmamasını sağlıyor. İnanın negatif olmak, kıskanıp sürekli yarışmaya çalışmak(aşık atmak diyorum ben ona), beddua etmek gibi yorucu işlerde yalnızca kendinize zarar veriyorsunuz. Gözlemliyorum, uzaktan uzağa takip ettiğim konularda şimdiye kadar kalıcı mutluluk, huzur veya başarı edeni de henüz göremedim :) İnsanım nihayetinde bazen bu durumla eğlenmeyi de ihmal etmiyorum tabi. Ah şu azıcık kibirli yanlarımız, egodan sıyrılırken hep ders verme içinde olan bakış açımız. :))))
Neyse ki,  akışta kalarak, pozitif olup, yalnızca kendimize yönelerek bile ekstra çaba sarfetmeden hayatın sizin adınıza herkese daha cömert davrandığını gözlemleyebiliyoruz.
Haddini, hududunu, istediğini ve istemediğini sözle dile getirmek kendiniz için belki kısa vadede bir işe yarayabilir lakin enerjiniz, sınırsız zeka ve yaratıcı gücünüz ile varılan noktalar bu hayattaki konumunuz, amacınız ve doğru yönlendirme ile her an dönüştüğünüz kişiliğiniz ile somut olacaktır. Kapasiteniz, aklınız veya vizyonunuz sizin sandığınızdan daha fazla bir büyümeye sahiptir. Fazla okuyarak, çokca gezip yerinde deneyimleyerek ve önyargılarınızdan sıyrılıp her insandan birşeyler öğrenerek bu duruma vakıf olabilirsiniz. Ölene kadar öğrenmeye, gelişmeye, büyümeye veya küçülmeye devam edeceğimizi biliyorsak bu durumu yalnızca kendimiz ve çevremizdeki değerli insanlar(birincil ailemiz, saygı,sevgi ve sadakatinden şüphe etmediklerimiz) için kullanabiliriz. Eğitim, tecrübe, bakış açısı, farkındalık gibi konuları kapsayan herşeyin sizi bir belkide birçok kademe üste taşıyacağından emin olabilirsiniz. Bu tavsiyelerimi kulak arkası etmeyenler ayrıca özgün olmayı, başkalarını takip edip ilham almak yerine, sadece kopyala+yapıştır yapmamayı bir ilke edinirse katettikleri yol da gözle görülür olacaktır. Eğlenceniz, üzüntünüz, başarınız, mutluluklarınız veya özel uğraşlarınız bile size has olursa bir başkası gibi algılanmaktan öteye geçer kendiniz olur ve sağlıklı iletişim hayatınızda bir yer sahibi olmayı başarırsınız.
Çok okuyorum bu aralar yine, aşırı kalabalık çevremi, geniş kollarımı, uzak bağlantılarımı kapattım, daralıp derinleştirdim kendimi. Tavsiye ederim pek iyi geliyor... Çünkü kişi kendini en maksimum seviyede iyi etmeyi veya kötüleştirmeyi başarabiliyorsa herşeyi de yapabiliyor. Zamanı var herşeyin, oluruna bırakmak lazım..
Geçmişe dönük seyahat yazılarım olacak ve  ara sıra da olsa şuan olgunlaşma sürecinde olan konuları hem yok saymadan hem de başka konulardan örnekler paylaşarak yine yazacağım burdan siz sevgili merak edenlerime :)
Şimdilik günlük işlerimin başına dönüyor ve hoş kalın hoşça bakın diyorum efeniimmmm :))

3 Ekim 2017 Salı

This Time for Africa

Nerdesin sen, ne kadar uzun zamandır haberini alamıyorum, aramadın sormadın, artık merak etmeye başlamıştım dersin, karşı taraftan gelen cevap aynen şu rahatlık ve soğukluktadır : Ya canım bende yoktum zaten, dün geldim !!!
Sen adama (erkek-kadın farketmez, adam sandıklarımız diyelim hadi biz ona :)) sitem edersin, o kalkar sana mazaret olarak dün biyerlerden döndüğünü anlatır ya hani...
Neyse ben böyle yapmayacağım lakin gerçekten de -uzaklardan- geldiğim gibi yazıya geçtim, her gün 2 kelime yazaydım iyiydi ama bugün tüm işlerimi bitirip hemen blog başına geçtiysem bence bir madalyayı hakettim sayılır ;)
Lakin yayınlamam çok uzun sürdü, o da ayrı bir konu ya hadi neyse :( soooory!
Başlığımdan hiçbir şey anlamayanlar için söylüyorum, henüz diğer ülkeler hakkındaki seyahat notlarımı buradan yayınlamamışken yeni bir lokasyona gittim-geldim :) Lokasyon dediğim de Afrika taraflarına :) adsfsfsgsafafsgshshgshsjsgshjshsg :)
Bir Kuzey Afrika ülkesi olan Fas(Morocco) bitirip harika anılar ve resimler ile döndüm.. Resimlerin ayrıntılı olanlarına venividivici_burci adresinden ulaşabiliyorsunuz ve oradan canlı bağlantılarla, snap ve storyleriyle yine ülkeye bir gönüllü elçi tadında Türklük yaptığımı tahmin edebiliyorsunuzdur umarım :))

Şimdi gelelim bu yeni rota hakkında gerçek bilgiler ve yaşanmışlıklara öyleyse...

Fas, resmî olarak Fas Krallığı, Kuzey Afrika'da yaklaşık olarak 32 milyon nüfusa sahip bir ülkeymiş. Başkenti Rabat ve en büyük şehri de Kazablanka'dır. Doğudan Cezayir, Kuzeyden İspanya ile komşu olduğu için karma bir kültüre sahip olduğunu, Fransızca ağırlıklı olmak üzere Berberice ve değişik bir Arapça da konuşuluyor.  Ben 8 farklı yerini gördüğüm için hepsini kendi gözümden fakat tek tek anlatmaya çalışacağım şimdi, tüm gezginlere ve ruhu gezen herkese :)
Çıktığım turun adı Büyülü Sahra Çölü ve gezdiğimiz noktalar ise sırasıyla Casablanca - Rabat - Fez - Ifrane - Erfoud - Todra Kanyonu - Ouarzazate - Marrakech olarak hafızalara kazındı. 2 kişi katıldığım turdan 28 farklı arkadaşa sahip olarak döndüm diyebilirim. 8 gün boyunca bir arada olduğunuz insanlarla aile gibi oluyorsunuz ki bu turda biz daha uçakta sohbet etmeye başladık. Benim konuşkanlığım haricinde diğerleri de öyleydi, hiç susmadık desem yeridir :))))
Yerler farklı, yerel halk farklı olunca ve bazı bölge alışkanlıklarını ilk kez deneyimleyince ortaya bambaşka bir seyahat çıkmış oldu. Mesela çölde develerle gezmemiz, renkler, bahçeler ve Atlas dağlarını aşa aşa gidilen bölgeleri size tek tek anlatsam dahi gözünüzde oluşan histen tatmin olmayacağım. Videolar veya resimler ile gösterdiklerim yeterli olmayacak. Deneyimlenmesi gereken bir rota olduğu için meraklısına tavsiye ediyorum, gidin bir yorulun, görün gelin :)) Tüm ekstra turları satın aldım, kendi çapımda yeni yemekler ve içecekler denemeye çalıştım ve yerel kıyafetleriyle geleneksel müziklerin çalındığı mekanlarına gittim. Bu yüzden doydum ve aklım geride kalmadı.  Öncelikle bu bir tatil değil tur demişti rehberimiz. ne demek istediğini 5 farklı otelde kalıp, her sabah 6:30 da uyanınca ve kendimize ait serbest zaman diliminde sadece yüzüp uyumayı düşününce anlamış oldum :) Her gittiğim ülkeden ortalama 3 kg alıp dönen ben, ilk kez aynı gidip döndüm. Bol su içip fazla aburcubur yemez, bağırsaklarınızı da mümkün mertebe çalıştırırsanız sorun yok ama böylesine sağlıklı hesaplar bana ve sürekli yolda geçen tatilcilere göre olmadığı üzere kilo almak kaçınılmaz oluyordu. Bu sefer aburcubur bile yemeye, gece çıkıp deliler gibi hem yemek yiyim hem bişeyler içelim demeye fırsat & istek olmadı diyebilirim. Tur zaten yoğun program olması nedeniyle yaşlılara pek hitap etmiyor. Hava heryerde sıcak, konaklama ve şehirler arası yolculuğu çok olan bir ülke seçimi olduğunu bende bilmiyordum. Gerçekten yorucu ve yğun bir tur programına dahil olduk fakat teselli sayılabilcek şeyler de sizinle birlikte doğal süreçte meydana geliyorsa şanslısınız. Mesela biz Sahra Çölüne doğru ilerlerken tüm gün süren yağmur nedeniyle sıcaklıklar aşırı artmadı ve nemsiz bir yer olma özelliğinden dolayı leş gibi gezmedik asla.. Sadece yağmur ve hız nedeniyle ekstra turumuzu akşamdan sabah saatlerine ertelemiş olduk. 
Bir şehirden diğerine ortalama 40km hızla gidince de direk o bölge oteline giriş, akşam yemeği, internette takılma, sağa-sola ve eve haber verme, sürünerek duş, sabah giyeceklerini valizden çıkarıp elektronikleri şarja takma, günün kısa kritiği, istiklal marşı ve kapanış şeklinde birkaç saatlik uykuya zar zor geçmiş olduk :) Bu şekilde geçen 8 gün düşünün ve her biri ayrı güzellikte bambaşka şehirlerde gezme fırsatı...
Resimler çok fazla, ayrıntılı ve renkleriyle oynamaya gerek dahi duymadan ve olabildiğince seçerek yani az-öz bir şekilde instagramda da yayınladım. En sevdiğim kısım da zaten eve döndükten ve dinlendikten sonra tekrar tekrar baktığım resimlerin ne mükemmell oluşu hususundaydı. Hep söylerim olayların içindeyken, zaman akar ve siz durumları yaşarken pek anlayamayabiliyorsunuz güzellikleri ve kötülükleri. Ne zaman ki uzaklaşıp bakıyor, zaman geçtikçe özümseyerek yaklaşıyorsunuz herşeye... Bambaşka bir dünya bambaşka bir kafa !!!
Gezdiğimiz şehirlerden en çok etkilendiğim Sahara Çölündeki her anım, resmim ve hafızamda kalan ayrıntılarım sonrasında ise Fez şehrinin medina yani -ilk yapılan- eski şehiriçi kısmındaki dericilerden oluşuyor. Tabakhane kokusu ve insanların çalışma şartları, yürüdüğümüz dar sokaklar, yağmur ile birlikte bambaşka bir hal alan ortamlar... Anlatamam görmen lazım sevgili takipçi !!
Marakeşte 1920’li yıllarda 12 dönüm arazi üzerine fransız ressam Jacques Majorelle tarafından yapılan ve  YSL markasının sahibi olan modacının evi ve rivayete göre küllerinin serpildiği bahçe olma özelliği ile bugünkü muhteşem halini alan botanik parka capcanlı renkleri ile ziyaretçi akınına uğramaya devam ediyormuş. Jardin Majorelle'nin en canlı rengi olarak duvarları süsleyen majorelle mavisi ise isim patenti ile renk skalasındaki yerini almayı başarmış. Mükemmel canlılıktaki renkleri görmenizi isterim gidenler mutlaka uğramayı unutmasınlar efendim...
Renkli sokakları ile ünlü bir diğer şehri ise başkent Rabat'ta Oudayas ve tamamı mavi şehir olan olarak sosyal medyada, dergilerde sıkça karşımıza çıkan yerlerden oluşuyor. Rüya gibi yerler, mavinin içinde kaybolup gidiyorsunuz ve her seferinde sanki fotooşoppp ile oraya eklenmişsinsiniz tadında resmediliyor. Gezdiğim onca ülkenin içinde yine en farklısı olarak baş köşeyi çekmeyi başardı Kuzey Afrika'nın Morocco'su...


Yemek kültürü, gece hayatı ve alışveriş olarak çok çeşitliliğe denk gelemedik fakat en alternatif sunan yer Marakeş diyebilirim.Konakladığımız heryer ve mola verdiğimiz yerlerden saraylara, köylere, çöllere, vahalara kadar heryerde mimari bakımından çeşitliliği görmeniz mümkün. Tavana kadar işleme, duvardan duvara berberi halıları ve masalara kadar döşenmiş mozaikler renkleriyle aklınıza bir mıh gibi kazınıyor. Endülüs mimarisi fazla dikkat çekici olması nedeniyle geleneksel Fas İslam mimarisi ve modern Fransız-İspanya-Portekiz esintilerinin de görülebileceği yapılarda bulunmak farklı hissetmenize neden olacaktır. Yazmakla, anlatmakla bitmez ama daha fazla bilgi için blog yazılarıma eklediğim linklere de bakabilir, önceliğinize göre gezip görülecek yerleri seçebilirsiniz. Alınacaklar listesi ve görülecek noktalar hemen hemen belli ve eğer bir tur vasıtasıyla ülkede bulunuyorsanız işiniz çok kolaylaşacak. Ekstra turları satın alan biri olarak söylüyorum ki serbest zamanlarda gezdiğiniz yerlerde daha iyi veya daha ucuzunu bulmanıza imkan yok çünkü o kadar fazla vakit yok bu seyahat rotanızda. Kısaca gezilen yerleri aşağıda paylaşıyorum ve araştırmadan gittiğim bu tatilimden farklı anılar ve süprizlerle döndüğüm için çok mutlu olduğumu belirterek yazıma son veriyorum. Diğer ülkeler, şehirler, renkler ve şiirler için blogumu takip edip beğenmeyi unutmayın demeyeceğim, çünkü ben bu yazıları aslında kendim için yazıyorum :))) Sağlıkla ve yeni yerlerin yepyeni insanlarıyla kalın dileklerimle hoş bakın, hoşçakalın diyorum...

Kazablanka: Atlas Okyanusu’nun kıyısında yer alan Kazablanka, kilometrelerce uzanan kumsalı, plaj kulüpleriyle ünlü. Kentin en önemli yapısı, dünyanın en büyük camileri arasında yer alan II. Hasan Camii. Yapı 200 metre yüksekliğinde ve ibadet zamanı Müslüman olmayanlara açık nadir kutsal mekânlardan biri. Güzel Sanatlar Müzesi ile Yahudi Müzesi de ziyaret edilecek yerler arasında.
Rabat: Fas’ın başkenti Rabat da okyanus kıyısına kurulu. Kazablanka-Rabat arası otobüsle yaklaşık bir saat. Oudayas Kasbah yani kale, Rabat’ın mutlaka görülmesi gereken yerlerinin başında geliyor. Uzun surların ardında mavi beyaz cepheli, çiçekli evler göreceksiniz. Kalenin tepesindeki deniz manzaralı çay bahçesinde oturmayı ihmal etmeyin.
Fez: Fas’ın kültürel başkenti olarak kabul görüyor. Ülkenin ilk medreseleri Fez’de kurulmuş. Karaouine Medresesi’nin kuruluş tarihi 859. Surlar kenti, Eski ve Yeni Fez olarak ikiye ayırıyor. Surların içindeki eski şehre “Medina” deniyor. Birçok kapıdan giriş yapabileceğiniz Medina, daracık sokaklarla çevrili. Kumaş atölyeleri ve tabakhaneler de turistlerin gezi rotasında mutlaka yer alıyor.
Marakeş: Fas’ın mistik şehri Marakeş, Atlas Dağları’nın görkemli zirvelerinin arka fonunu oluşturuyor. Şehir mimarisi, labirenti andıran sokakları ve baharat kokuları ile ziyaretçilerini büyüler. Fenalıklar Meydanı (Jemaa El Fna) yılan oynatıcıları, cambazlar, dansçılar ve mobil lokantalarıyla cıvıl cıvıl bir meydan. Kutubiye Camii kentin en görkemli yapısı.
Sahra Çölü: Çölde cip safari yapmak Fas ziyaretçilerinin en önemli aktivitelerinden biri. Turlar çoğunlukla Erfoud bölgesinde konaklayıp sabaha karşı çöle tur düzenliyor.

Essaouira (Mogador): UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’nde yer alan Essaouira, Atlas Okyanusu kıyısına konumlanmış. Essaouira’nın surların çevrelediği eski kent merkezinde camiler, saraylar ve dar sokaklarda bulunan küçük el işçiliği atölyeleri var. Okyanus kıyısında modern kahve ve restoranlar dinlenmek için ideal. Bölge argan yağı ve argan ağaçlarına tırmanan keçileriyle meşhur. Argan yağı ve bu yağdan yapılmış ürünleri kentin girişindeki mağazadan alabilirsiniz.
https://www.atlasdergisi.com/kesfet/gezi/fas-binbir-renk-limani.html