26 Ocak 2018 Cuma

Kendimden özür diliyorum..


Yaşadığım süre boyunca hep merhametimin arkasından yürüdüm, beklentilerimi arkada bıraktım.Kimseden bir şey beklemedim, doğrusu bu sanıyordum çünkü.Yaşadıklarımı yaşayamadıklarımı içimde sakladım, sustum bastırdım olsun dedim insanlık bende kalsın.Ben en iyisini yaşatayım ki istemeye yüzüm olsun dedim.Verdim, hep verdim karşılığını alıp alamadığıma bakmadan, aslında güçlü olmak değildi istediğim, ama olmak zorundaydım ve bırakıldım.Kendimi hep erteledim.Kimsenin beni anlamadığını bildiğim halde hayatıma girenleri bana verilmiş bir görev olarak gördüm.Herkesi mutlu etmek zorundayım sandım.Benimde mutlu olmam gerektiğini unutmuşum meğer..Görevim neyse en iyisini yapmalıydım ki vicdanım rahat etmeliydi.Birilerinin de bana karşı görevleri olduğunu hiçe saymışım oysa…Ne yazık ki; Bana verilen rolleri en iyi şekilde oynarken onların rollerini iyi oynayıp oynamadığına hiç bakmadım.Karşımdakilerin eksiklerini tamamlamaya çalışırken, onların hatalarını görmeye vaktim kalmamış sanki.Beni üzmelerine bakmadan, karşılığında ne aldığıma ne hissettiğime aldırış etmeden hep verdim..Kendimi nasılda unutmuşum.. unutturmuşlar aslında.Paramparça olmuş kalbime, cayır cayır yanan içime doğruları söylemeye çalışan beynime, mutsuz yüzüme hep sus dedim.Sen sus…Kendime haksızlık ettim, kimseye etmediğim kadar.Herkesi dinledim kendimi dinlemediğim kadar.Kimse benim yüzümden mutsuz olmasın diye, hiç bir şeyin sebebi ben olmayayım diye mutluluk oyunlarımı oynadım..Yetmedi yeni oyunlar buldum.Ama bir gün bir bakmışım ki paramparça olmuşum.Tutunacak tek duygu bırakmamışım kendime.Kendimi teselli edecek tek şey yokmuş hayatımda.Allak bullak olmuşum..Kendimi aramaya çıktığımda yorgun, yılgın, bitkin bir köşede saklanıp ağlayan bir erkek çocuğu olarak buldum.Ve ona elimi uzattım diyebildiğim tek şey GEÇTİ, bir daha seni kimse üzemeyecek.Şimdi senden özür diliyorum.Seni bu kadar hiçe saydığım için, insanların seni bu kadar üzmelerine müsade ettiğim için, seni hiç bir zaman dinlemediğim için, üzerine bu kadar sorumluluk yüklediğim için, hakkın olan bütün duyguları sana yaşatmadığım için…Şimdi tekrar söylüyorum.İnsanlığından, kalbinden, duygularından, çocukluğundan, hislerinden çok özür diliyorum…Galiba ben almadan vermenin Allah’a mahsus olduğunu unutmuşum…
*Can Yücel

11 Ocak 2018 Perşembe

Unut-ma ! Hatırla-ma

Unuturum diye yorma kendini, her sevenle beni bir tutamazsın , öyle kolay değil unutmazsın, unutamazsın diyor bir şarkının sözleri...
Lakin benim bugün yazacağım şey sosyal medya yüzünden ortalığa bıraktığımız tüm görseller, yazılar, müzikler nedeniyle unutmamamak, unutturamamaktan ibarettir :)

Benim kendimi unutturmamak gibi bir niyetim yok vallahi, öyle olsaydı farklı kanallardan girerdim hayatınıza, hem de pek güzel girerdim tam orta yerine herşeyin ;)  Benim derdim ise; sürekli değişik kişi-olay-mekan kavramlarıyla ileriye doğru koşarak ( sizin 6 ay benim 1 ayda tamamlanıyor resmen) yaşadığım halde yine de eskiye dair herşeyi hatırlamaktan, okumaktan, özlemekten keyif aldığımı anlamam ve mantıksız gelmeye başlamasından dolayı yaşanıyor.. Hem keyif alıp hem nasıl dert ediniyorsun derseniz de, herşey güzel ve hareketli giderken insan farketmiyor fakat en kendimle başbaşa kaldığım, en durağan ya da en olmadık zamanlarda nostalji yapasım tutuyor. Mesela blog yazar gibi günlük yazdım ben, senelerce ! senelerce her olayı yazdım ve çok eskilerden başlayan bir alışkanlık olarak yer etti hayatımda. Ölürsem arkamda bırakacağım koca bir defter, son birkaç senenin gündem yazılarından oluşan blog sayfam, gün geçtikçe çoğalan ve sosyal medyadan arkadaşlarıma-eşime-dostumla paylaştığım binlerce resim (milyonlarca resim de flashbelleklerde duruyor, Allah'ım kimler kimler var o klasörlerde)
Geçen gece uzun bir aradan sonra günlüğüme el yazımla karaladım birşeyler. Öncesinde nerde kalmışım, neler olmuş da ne hislerle yazılmış diye biraz göz gezdirdim. Yeni yıl zamanlarındaki dileklerimi okudum. Kişileri tanımlarken yapıştırdığım resimlere baktım. İstediğim herşeyin olduğunu yine de üzüldüğümü farkettim. Beraber büyüdüğüm ve trafik kazasında kaybettiğim sevgili dostum(kardeşim-sırdaşım-ilklerim) un el yazısıyla yazdığı sayfaları tekrar tekrar okudum, saatlerce ağladım...
Neler olmuş nelerden vazgeçmişiz neleri kutlamışız satır satır yazılı duruyordu karşımda. İleriye dönük söylenen birkaç cümle için ne fallar baktırıyor, ne yıldız haritaları ne analizlerden ötürü araştırmlar yapıyoruz, vakit nakit hususunda tereddütsüz cömertçe davranabiliyoruz karşımızda medet umduğumuz kişilere... Oysa ki geçmişi okumak (o vakitllerde gelecekle ilgili planlarımı da yazıyordum) beni herzaman çok daha fazla etkilemiştir. Kaybettiklerim, sevdiklerim, tartıştıklarım, barıştıklarım ve birdaha yüzünü görmek dahi istemediklerim tüm hislerim ve ayrıntılarıyla duruyordu karşımda Resmen yazdıklarım etten kemikten ve kalpten oluşuyormuş gibi gelir ve bazen kendime bile hayret ederim. nasıl yazmışım bunca şeyi ,nasıl kelimelere dökebilmişim hislerimi bu denli, zaman nasıl da gösteriyor herşeyi,, Resmen kaderimi bahtımı şansımı görüyorum film izler gibi o satırları okudukça. Düşünsenize, seyahatimizi kendimizle başbaşa kendi hayatımız üzerinden gerçekleştiriyoruz :)
Ben yengeç burcu kadını olarak severim melankoliyi kendimle başbaşa kalınca ve nadir olarak ağlayan ben, en çok film izlerken ve yazdıklarımı okurken bambaşka biri olabiliyorum. Arka fonda müzik varken şu blog yazılarımı okusam, yine ağlarım vallahi yanımda kimin olduğunun pek önemi de yok. Öyle kasmam kendimi, güleceksem de ağlayacaksam da gayet normal olarak dökülüveririr yüzümden, dudaklarımdan ve gözlerimden...
İnsan olmak, tüm duygularıyla ve erdemleriyle oluyor sevgili takipçi, tüm hisleri barındırıyor ve kim neyi görmek istiyorsa onu görür bize bakınca..
Herzaman söylediğim gibi hoşbakmak hoşgörmeyi sağlar. Yeni yılda umarım çok güzel şeyler yazar, okur ve görürüz sevdiklerimizle beraber. İnşallah ektiğimizi biçer, güzellikleri tüm çevremize yayar, kötülüklerin sadece kısa vadede kazandığını fakat uzun vadede kayıplara yol açtığını unutmadan yaşarız ;) bilmeme anlatabildim mi...

4 Ocak 2018 Perşembe

Hey, Sen ! Yeni Yıl

Kendine, hayallerine ve umuda İNAN.
Her şeyin çözümü var!
İnanıyorsun madem, kendine GÜVEN.
Duyduğun sesleri, DİNLE.
İyilikleri, yapabileceklerinin hacmini büyüt, İSTE.
Kalbine düşerse YAP.
Aklına takılırsa kalbine SOR.
İçinden nasıl geliyorsa öyle OL.
Nasıl hissediyorsan öyle YAZ.
ÖZGÜR ve BAĞIMSIZ.
Mutlulukları ÇAĞIR.
ANLAT KONUŞ PAYLAŞ.
Hayatın ŞİMDİ.
İçine düşerse fikri hemen SEVİŞ.
Hep GÜL.
İçinden geldiği an sal ve AĞLA.
Farkında YAŞA.
Hayatta KAL.
Her kapıyı AÇ.
Kendine de SAYGI. Kendine de EŞİT HAK. Kendine de ADALET. Kendine de MERHAMET.
Her şey mümkün, DENE.
Dinlen.
Arı gibi Çalışkan, Zeytin gibi Ölmez yaşa.
Su gibi yolunu bul.
Toprak gibi yeşert.
Hava gibi nefes ol.
Ateş gibi parla.
Ağaç gibi kök sal.
KAZAN-Kazandır.
Kendini SEV.
Yaşadıysan eğer, vardır elbet bir sebebi, PİŞMAN da olabilirsin. Her şeye ilaçtır ZAMAN, o zamanı KAZAN.
Anında ŞÜKRET.
Her daim UMUTLU ve MUTLU OL.
Hayat bu…
Kendini AFFET!
HAREKETE GEÇ.
Her şeye yetecek kadar NAKİT ve VAKİT VAR.
Eylemde kalarak,
SABRET.
ŞANSLISIN.

“oldu”


(Dön başa şimdi, koyu renk yazdığım kelimeleri yukarıdan aşağıya yüksek sesle oku! Çünkü hepsi gerçek oldu)

Yukarıdaki yazıyı başka bir konuyu araştırırken buldum fakat yazarın hislerini kısa ve öz tarif ettiği diğer yazılarını da okumuş ve kendimden çokça şey bulmuştum. Bugün okuduğum bölümde ise eskiden yaptığı yeni yıl dua/umut/ritüellerinde olumsuz cümleler kurduğundan bahsetmiş ve beni etkileyen kısım tam olarak bu sene yukarıdaki pozitif haliyle tekrar yazdığı için budur diye paylaşmak istiyorum. 
Yeni yıl ile ilgili tertemiz bir sayfa açmak, eskilerden kurtulmak veya yeniliklere kavuşmak gibi dilekleriniz olabilir ki, olmalıdır da ! İnsan umut ederek yaşar, inanır ve çalışırsa dileklerini gerçeğe dönüştürür. Saçmalayarak elde ettiğiniz şeylerden bahsetmiyor ! Burda şair, hemen kendinizi zafer kazanmış gibi hissedip aptal ego gösterilerinde bulunmayın :) 
Sadece inanmanın ve pozitif konuşmaların hayatımızdaki yeri, önemi, farkındalığın hayat çizgimizi ve bizi yönetmesi gibi olgulardan bahsediyorum canım takipçi ;)
Birşeyi kırk kere söylersen olur değil, öyle olacağına inandığın için olur bir şeyler, yaradan, kaderin, gelmişin, geçmişin, tüm kararların, duaların belki de bu enerjide saklıdır da haberin yoktur ;) Aslında bilinçlendiğin an haberin vardır... nasıl ki bilinçaltına attığın herşey gün geliyor karşına dikiliveriyor, nasıl ki inanıyorum, böyle böyle olacak dediğin şeyler, ettiğin dualar kabul görüyor, sen kendini yönlendiriyor, olumlu olmanın ekmeğini yiyorsun.. Aslında bunlar gerçekleşirken bir nevi kendi kendini yönlendirdiğini hayat karmaşası içinde anlamayabiliyorsun.

Neyse bazılarınız ne demek istediğimi çok iyi anlıyor, günü gelecek biliyor ;) bazıları ise ne diyor yahu buu? derken eli çenesinde düşündükçe düşünüyor. Kim ne yaprsa yapsın ama bilincine herşeyin pozitif halini soksun bu sene :) Gün gelir de karşınıza dikilirsem, burci demişti dersiniz :)
Güzel günler inananlarındır, inanmak başarmanın yarısıdır ;) Az kaldı bu sene tamamlanacak güzel konularınız olsun, hayırlı insanlarla çevrili başarılarla dolu günlerimiz huzur ve mutlulukla dolsun...
Al sana yeni yıl duası, amin amen ameno :)

28 Aralık 2017 Perşembe

AUMmmmmmm

Son birkaç zamandır meditasyon, bilinçaltı, müziğin (Ses dalgaları/titreşimleri) canlılara olan etkileri gibi konuları araştırıp okumak ile ilgileniyorum. İlgileniyorum dediysem uzun uzadıya üzerine düşünüp, eğitimlere katılıp, seanslarda gezmiyorum sadece ilgi alanıma girdikçe az az araştırmak çok hoşuma gidiyor. Aynı anda birden fazla konu ve canlıyla ilgilenebilen, yüksek enerjili bir insan olduğumu bilmeyen yoktur veya varsa da 5 dk sohbet etmesi yeterlidir benimle :) Bazen yoruluyor ve enerjimi verimli kullanmak istediğim noktalarda kendi kendimle kalmayı başarabiliyor ve bazı başlıklarda araştırmalar yapmayı tercih ediyorum artık. Eh yavaşşşşş yavaş da olsa büyüyorum sevgili takipçi :) Farkındalıklarım ve olgunluğum da bu doğrultuda artarak devam ediyor. gelişiminizi kendiniz tamamlamazsanız sıradan ve anlamsız yaşamların bir parçası olup çıkıverirsiniz aman dikkat diyor ve bugünün konusunu sizlerle de paylaşmak istiyorum. Ben henüz meditasyon yapma aşamasında değilim veya yapıyorum da farkında değilim. Fakat konuyu kısaca özetleyecek olursam, kendinizi dinlemek, rahatlatmak, düşüncelerinizi doğru akışta bırakmak, beyninizi ve bedeninizi arındırmak istiyorsanız yapmanız gereken bazı ritüeller olduğunu çok iyi biliyorsunuz. Kişiden kişiye farklılıklar gösterecek bu konuların en güzeli çok sesli ve sonrasında tamamen sessiz kaldığımız anlar olduğunu düşünüyorum ben eğer kendimi dinleyeceksem :) Sizler de okuduktan sonra belki bazı şeylerin analizini yapar, eğer ilgilenmiyorsanız araştırmaya başlar eğer ilgileniyorsanız da -ohooooo Burci bunlar daha ne ki, bir de şu konular var- diye fikrinizi beyan etmek istersiniz...
Yeni bir yıla girerken ne istediğini ve istemediğini bilen bir beden ve beyin dilerken, sağlık sıhat afiyet ve mutluluk ile kalmayı ümit ederim. Hoş bakın hoşçakalın, 2018de görüşürüz efeniiim :)) 

A yaratıcı Brahma’yı; 
U koruyucu Vishnu’yu; 
M ise yokedici Shiva’yı simgeler. 

A bedenin kök bölgesi, U karın bölgesi ve M de kaş merkezi, yani üçüncü gözdür.

Om’un binlerce anlamı vardır. 
En öncelikli anlamları ise “evrenin iç sesi ve ritmi”dir. 


Boğaz Çakrası:

English: Vishuddhi chakra in blue color
English: Vishuddhi chakra in blue color 
Boğazın kökünde yer alır ve insanın gerçeğini, aslını dile getirmesine yardımcı olur. Boğaz çakrası, aynı zamanda beşinci çakra adını da alır, komünikasyon çakrasıdır. Rengi Turkuaz mavidir. Sesimiz bu çakradan kaynaklanır. Tiroit bezi bu çakrada yaşar. Boğaz çakrasında bir sorun varsa bunlar tiroit sorunları, larenjit, bronşit, osteoporoz, soğuk algınlığı, kalsiyum eksikliği, metabolizmada yavaşlama, huzursuzluk, kendini ifade edememe, yalancılık ya da kandırılma, ya da kendine ve başkalarına güvenmeme olarak dış dünyaya kendini gösterir.

Tiroit Bezi:

Yaklaşık olarak her sekiz kadından biri yaşamlarında tiroit sorunuyla karşılaşıyorlar. Tiroit boğazda adem elmasının hemen altında ve köprücük kemiğinin biraz üzerindedir. Salgıladığı hormon vücudumuzun enerji kullanımını ve metabolizmayı kontrol eder. Diğer kontrol ettiği fonksiyonların arasında cilt, saç, enerji düzeyi de vardır. Yaşımız artıkça tiroit verimliliğini yitirir. Bu da yağ hücrelerinin enerjiye çevrilmesini zorlaştırarak kilo almaya sebep olabilir. Kuru cilt, saç dökülmesi ve saç uçlarında kırılma, kendini sürekli yorgun hissetme ve son iki yılda 5-7 kilo alma yetersiz çalışan tiroit bezinin en sık görülen semptomlarıdır. Tiroit fonksiyonunu artırmak için iyotlu sofra tuzu ve vitamin D ve bu arada içinde goitrogen bulunan sebze ve meyveleri (brokoli, lahana, şeftali ve çilek gibi.) buharda 10 dakika pişirerek yerseniz hem goitrogeni yok etmiş hem de diğer besin değerlerini öldürmemiş olursunuz. Tabii doktorunuza danışmakta fayda var.

‘OM’ ya da ‘AUM’ meditasyonunun mucizevi etkileri:

Om sesinin özel titreşimi günümüzde tıp otoriteleri tarafından bile tiroit bezi hastalarına, zayıflamak isteyenlere ve enerji düşüklüğünden şikâyet eden hastalara öneriliyor. Om sesinin yarattığı iç titreşim tiroit bezini uyarıyor ve hormon salgılanmasını dengeliyor. Gençlik aşısı almış gibi oluyorsunuz. Cildiniz parlıyor, metabolizmanız canlanıyor ve kilo vermenize yardımcı oluyor. Bunun için birinci yöntem çok basit. Her sabah birkaç dakika ‘AUM’ sesini  ‘Aaaaooouummmmm’ şeklinde çıkarın (aşağıdaki videoyu dinleyin, sesi tam olarak anlayabilirsiniz). Bunu yaparken boğazınızın köküne ve yan taraflarına parmak uçlarınızla vurun.

OM Meditasyonu:

  • Rahatsız edilmeyeceğiniz bir yere gidin. Telefonu, bilgisayarı kapatın.
  • Ayaklarınız düz bir şekilde yere basılı, gözleriniz kapalı, vücudunuz dik ve rahat oturun.  Elleriniz rahat bir şekilde kucağınızda açık dursun. Yüz kaslarınızdan başlayarak, boyun, sırt vs. aşağıya inerek tüm kaslarınızı yavaş yavaş gevşetin.
  • Derin nefes alıp verin. Örneğin: Burnunuzdan nefes alırken 4 e kadar sayın. Sonra ağır ağır 4e kadar sayarak nefesinizi ağzınızdan verin. Bunu birer birer artırarak en sonunda 8e kadar yükseltin. Bu sizin kalp atışlarınızı yavaşlatır, tansiyonunuzu düşürür. Bunun devamında nefesiniz belli bir yavaş ritmi tutturacaktır.
  • Nefesinizi düzenlendikten sonra ‘AUM’ mantrasını tekrarlamaya başlayın. Sesin nasıl olması gerektiğine dair bir örnek youtube videosu ekliyorum buraya.
  • Titreşimin boğazınızdan bütün vücudunuza dağıldığını hissedin. Tiroit bezinizin tertemiz olduğunu, toksinlerden arındığını, iyi yağlanmış bir makina gibi tıkır tıkır çalışmaya başladığını ve boğaz çakranızın mavi bir çiçek gibi açıldığını gözünüzde canlandırın.
  • Aklınıza gelen düşüncelere takılmayın. Bırakın akıp gitsinler.
  • Bir süre sonra ‘AUM’ sesini hiç düşünmeden çıkarmayı bırakacaksınız. Bırakın olsun. Zihninizde tekrarlamaya devam edin. Kendi kendinizle baş başa olmanın keyfini çıkarın. Hazır hissettiğinizde yavaş yavaş gözlerinizi açın, gerinin ve gününüze devam edin.

19 Aralık 2017 Salı

Mezopotamya

Diyarbakır - Hasankeyf - Midyat - Telkariciler Çarşısı - Devlet Konuk Evi - Deyrul Umur Manastırı- Savur - Kıllıt - Hacı Abdullah Bey - Mor Yakup - Dara - Kasımiye Medresesi gezdiğim yerlerden bazılarıydı. Ama benim bugün değinmek istediğim konu bazı yerleri hiç bilmiyor, görmek için neden acele etmiyor oluşumdan ibarettir...
Birçok ülke ve şehir gezmiş olmam, bir Türkiye sevdalısı ve İstanbul dahil olmak üzere her köşesi cennet vatanımı dip bucak gezmeye and içmiş bir insan olduğum gerçeğini değiştirmez. Çünkü her şehir başka bir tarih başka bir medeniyet ve binlerce eserden oluşan kendi ülkeni bilmezsen sana ilk gördüğün en boş ülke bile güzel ve ihtişamlı gelecektir. Oysa ki önce kendi zenginliklerini ezbere bilmek demek geri kalan herşeye daha mütevazi ve gerçekçi yaklaşmanı sağlayacaktır...
Neyse sadete gelecek olursam; 
Geçtiğimiz günlerde butik bir doğu turuna çıktım ve sınır şehirleri ile medeniyetler birliğini bir güzel gezme-görme-öğrenme şansını elde etmiş oldum. Televizyonlarda duyduklarım ve gördüğüm sınırlı karelerden ibaret değildi hiçbir şey. Herkes misafirperver, herkes akıllı-bilgili ve mütevaziydi karşılaştığım. Elbette ki her yerin ve her şeyin iyisi - kötüsü var şu hayatta lakin ön yargılarından sıyrılmak istiyorsan kendi gözünle görecek, kendi kulağınla duyacak onunla da yetinmeyip kendi dimağınla araştırıp bileceksin efendim. Bu durum 'heryer' ve 'herkes' için geçerli, adım gibi eminim, kalıbımı dökerim, büyük yemin ederim :))) İşin aslı böyle öğreniliyor, herkesler dinleniyor ve konulara tarafsız bakılıyor ey takipçim...
Mesela, Dara diye bir yer var, Savur diye bir köy var, döndüğümden beri araştıra araştıra bitiremediğim, resimlerine tekrar tekrar baktığım. Mezopotamya neymiş, yerinde öğrenmiş oldum, şarkılarda bile bayıldığım o sözlerin sahibi yerlerin ihtişamına...
Dara antik kenti, günümüzdeki ismi ile Dara köyü, Mardin’in 3 kilometre güneydoğusunda ve Nusaybin’in ise batısında yer alan Suriye tarafında sınıra yakın Amuda’nın da 7 kilometre kuzeyindeki Dara, coğrafi olarak Mezopotamya ovasının bitip Tur Abdin Dağlarının başladığı yerde bulunuyormuş.
Dara adının kökenine dair en yayın görüş, Pers Kralı Darius III’ten (Krallık dönemi: MÖ 336-330) geldiği yönünde ve III. Darius’un askeri üssü olabileceği düşünülen Dara, bazı araştırmacılara göre ise aynı zamanda Darius’un öldüğü yermiş.
Benim içinse resmen tarihi film platosu gibi, en eski medeniyetlerden birinde yaşıyormuşum gibi ya da zaman kavramı bükülmüş te ben içinde kalmışım gibi biyer :)))
Resimlere bakıyorum, bakıyorum yine photoshop programı ile oraya yerleştirilmişim gibi bir his, güzelliğine inanamıyorum arka planın...Bütün hafta boyunca instagram hesabımdan gezdiğim gördüğüm yerleri paylaştım lakin yetmedi, sınırlandıramadım tek albümle tüm köşeleri, bucakları, hislerimi o 10 fotoğraf ile. Çünkü tek tek eklediğim görüntülerin altına methiyeler düzmek gerekiyor bazı yerleri ifade ederken bazılarında ise sadece susup izlemek lazım...
Savur'da ise Dereiçi bölgesindeyiz sanki bu Dünya'da tek kalmış bir köy gibi duruyor oracıkta, dumanlı ve yüksek. Tamamı Süryani olan bu köyün Hem Protestan hem Süryani aynı zamanda Katolik kilisesine sahip olması bile sanırım Dünya'da tek olduğunun  bir kanıtı. Yaşlı amca ve torunları ile sohbet ederken her dilde konuştuk sanki o denli farklı bir metropoldeymişim gibi. Küçük kızlar Türkçe, Süryanice, Arapça ve hatta Kürtçe anlayabiliyorlar. Umarım yetişkinlik dönemlerinde doğru ve tam bir eğitim ile çok başarılı olabilirler. Rehberlerimiz de gayet bilgili genç süryani arkadaşlardan oluşuyordu. Tarihi bilgileri yerinde ve zamanında aldığımız düşünerek ve kafama kazıyarak bir sonraki durağa heyecanla geçiyor dinledikçe dinleyesim geliyordu böylelikle..Hatta Süryani olduklarını Müslüman olduklarını ve Türkiyede yaşadıkları üzere gayet milliyetçi olduklarını vurguluyorlardı bazıları.. Kafamda deli sorular eşliğinde dinledikçe öğrendim, öğrendikçe parçaları birleştirmeye devam ettim.. (Süryaniler, kökenleri 5000 yıl öncesine giden bir toplumdur. Mezopotamya'da yeşeren ve uygarlığın gelişiminde önemli rol üstlenen eski Mezopotamya halklarının yani köklü bir kültürün mirasçılarıdır. Hıristiyanlığı kabul ettikten sonra, coğrafyayı istila edenlerin baskı ve egemenlikleri yüzünden başlangıçtaki etkinliklerini kaybetmişlerdir. istanbul'da 10bin, Mardin ve çevresinde birkaç bin, Hindistan'da ise fazlasıyla göçedip yayılan bir topluluk)
Gezdiğim manastırlar,camiler ve o yüzyıllardaki yerlere ait su sarnıçları, mezarlıklar tiyatrolar vb. yaşam alanlarına adım attıkça hislerimi kelimelere dökmeye bırakarak yalnızca nefes alıp vermeye ve resim çekmeye devam ettiğimi hatırlıyorum. Çok az yerde bu denli büyülendiğime eminim. Çanakkale'de her yağmur yağdığında toprak kanlanır, kemikler çıkardı günyüzüne demişlerdi. Bir de o cümleyi unutamamıştım. Dara antik kentinde de iskeletler ve kafatasları içinde yürüdüğünüz cam bir zemin üzerinde, 5 şehrin üstüne inşa edilen bu başka şehirde gezdiğimizi duyduğumda devletin bütün ödeneklerini buraya akıtıp kazı çalışmalarına biran önce başlaması diye dualar ettim. Sadece kazılan ve bir bölümünü açıkhava müzesi olarak insanlara gösterdikleri bu yerlerin başka ülkelerde olması durumunda nasıl değerlendirilebileceklerini çok ama çok merak ediyorum. Ülkemdeki zenginlikten başım döndü cidden oraları gezip görürken. Umarım yolum birkez daha düşer de çok daha farklı bir gözle bakmak-görmek kısmet olur.
Malesef yeteri kadar tanıtımı ve kültürel zenginliklerin bakımı/restorasyonu yapılamayan ülkemizde kimbilir daha ne çok yer/yöre var böyle sadece okuyunca veya görünce bilinen. Madem çok yaşayan değil çok gezen ve çok okuyan (gezerken okuyan en doğru tabir) biliyor artık bunda hemfikiriz o nedenle umarım tek tek ulaşmadan göçmeyiz bu dünyadan ey sevgili takipçi.
Etkilendiğim diğer bir husus da hani dizilerde filmlerde görüp bütünleştiğimiz, ah keşke bende orada olabilseydim dediğimiz yerlerde olmak benim için çok mucizevi bir olay gibi gelmeye devam ediyor :) daha önce Bosna'daki Mostar Köprüsü, Göreme'deki Güvercinlik Vadisi, San Fransisko'daki renkli evler, Karadeniz'deki yaylalar gibi sayamadığım birçok güzelliği dizilerde izlerken nasıl iç geçirdiysem artık, oralara ayak bastığım anda geçmişe yolculuk yapıp seneler önceki o küçük kızın düşüncelerine gidiveriyorum. Ağlamak ile gülmek arasında kalınan o hissiyatı tarif etmem mümkün değil sizlere lakin konakta geçen Sıla dizisinin çekildiği sokaklarda da aynı duruma geldim :) Aslı şuan Midyat Konuk Evinde geçen dizinin birkaç bölümünde epey etkilenmiş olmalıyım ki bazı köşeler/sokaklar resmen aklıma kazınmış. Geleneksel dansları, kıyafet ve aksesuarları, yerel yemekleri ile kendi dizimi çevirmiş de oldum. Hayaller ve anılar kısmına bir tik atıp yolumuza devam ediyoruz.
Hasankeyf ise Batman'ın 12 bin senelik bir ilçesi ve sular altında kalmaması için insanların kendilerince mücadele verdikleri bir yer olarak hafızalarımızda yer edinmişti. Belki de bu haliyle son olarak görenlerden biriyimdir belki de o resimdeki minarenin en üstüne kadar çıkacak sulardan sonra bir efsaneden öteye geçemeyecek yerlerde yürümüşümdür duygularıyla köprüden resim çeke çeke yürüdüm, minik çarşısına girdim, caminin avlusunda bir elimi yüzümü yıkadım kendimi şanslı hissettim...
Kasımiye medresesinin havuzuna para attım, akan doğal suyun hikayesini dinledim, çarşıda telkari alışverişi yaparken bol bol kuruyemiş, çiikolatalı atıştırmalıklar ve yerel kahvenin tadına baktım. Sanırım gezerken mest olduğum zamanların için de bunlar da var :) Ayrıntılarım yazmakla bitmez, ben her daim çok keyif aldığım yerlere herkes gitsin görsün kendi kararını kendi versin isteyenlerdenimdir. Zevkler ve renkler tartışılmaz ama tarih kokan yerleri bilerek gezmek, o ruh durumuna bürünerek öğrenmek kadar güzel bişey olabileceğini düşünmüyorum.Dersi derste, tarihi yerinde öğrenmek lazım diyor ve sizleri araştırmaya, resimlere bakmaya, sonra oralara dooooğru plan yapmaya davet ediyorum :)
Hoşbakın, hoşçakalın sevdiğim bir şarkı ile sözlerimi bitiriyorum.

https://www.youtube.com/watch?v=LxU4AVDGmb8



20 Kasım 2017 Pazartesi

Deneme 1-2

Hayatımız boyunca kaç kere teste tabi tutuluyoruz veya alanında ayrı ayrı olmak üzere totalde kaç tane test vardır şu hayatta inanın günlerce araştırma yapsam da net bir rakama ulaşamayacağımdan eminim. Ortalama almak veya kime göre neye göre soruma cevap niteliğinde birşeyler bulunabilir belki...
Hatta hayatıma yeni birini alırken ne gibi testlere tabii tutsam acaba diye kafa yakan araştırmalar yaparken bir takım yazılım testleri buldum. Başlıklara bakarsak tam da uygulamak isteyeceğim türden çıktılar :) fsfsagsfahxhasgajdsj

Birim Testi (Unit Testing)
İşlevsellik Testi
Regresyon Testi (Regression Testing)
Yük Testi (Load Testing)
Kullanışlılık Testi (Usability Testing)
Güvenlik Testi (Security Testing)
Uyumluluk Testi (Compatability Testing)
Arttırmalı Türleştirme Testi (Incremental İntegrationTesting)
Türleştirme Testi (Integration Testing)
Kabul Testi (Acceptance Testing)
Alfa Testi (Alpha Testing)
Beta Testi (Beta Testing)
Şaka bir yana denemek, denenmek, sınavlardan geçmek, zarf atmak, boş atmak dolu tutmak gibi genel ve fazlasıyla amiyane tabirlere uyan olgulardan bahsedeceğim ben bugün aslında.

Yeni bir aşka,arkadaşlığa, işe, ortama, şehre, ülkeye, daha hiç tatmadığınız hislere yelken açtığınız varsayalım. Önce kendinizi sonra da bu yazdığım olguları denemek istemez misiniz? Kendinizce çalışmalar yapar, bazen zamana bırakır bazen de hemen aksiyon alıp hızlı hızlı ilerlemez misiniz?
Ben genelde hemen bir şeyler yapma hissiyatında olan pimpirikli tiplerden olduğum üzere kendimce bazı denemelere gidebilirim. Akışına bırakmak (tam manasıyla) yok benim fıtratımda sanırım :) O nedenledir ki, hep bir zarf atma veya gözlemleme durumları hakim başlangıçlarımda Sonra baktım olmuyor çok yoruluyor beynim ve ruhum, bırakıyorum akışa ve gelişine, kaderimin rüzgarına bırakıyorum kendimi bir yerden sonra :) Kontrol delisi, deneme meraklısı, baştan kestirip atan, önyargılı dememek için kendime bazen teste tabi turmak yerine şans veriyorum karşımdakilere. Böylece hem sınırlarını hem benim için neler yapabileceğinin örneklerini görmüş oluyorum. Bu konu iş-aşk-aile hayatında hep böyle ilerliyor. lakin ben ilerletebiliyor muyum orası muamma! Neyse ki kendi kendimi geliştirme hedeflerim doğrultusunda verdiğim ödev son zamanlarda -özellikle- bu konuda öne çıkıyor. Çok yol katettiğimi düşünüyor ve deneme-yanılma yolundan değil oluruna bırakma- yaşayıp görme kısmına geçtiğimi kendime ilan edebiliyorum. benim gibi hisseden veya düşünen siz takipçilerime de önerim alt kısımdaki alıntı yazıda mevcut. Dizelere dökenin eline, kalemine sağlık. Okuyun-deneyin ve paylaşın efendim. Hoşbakın, hoşçakalın...

Bazen, her şeyi akışına bırakmak gerekir. Su akıp yolunu bulsun diye..
Bazen, ağlamak gerekir. Güçsüzlük sananlara inat, rahatlamak için..
Bazen, kimseyi dinlemeyip içinden geleni yapmak gerekir. Mutlu olmak için..
Bazen, susman gerekir. Büyüklüğün sen de kaldığını anlamaları için..
Bazen, görmezden gelmen gerekir. Sonradan olanları görmek için.. 
Bazen, sana değer vermeyenlerin hayatından çekip gitmen gerekir. Tek başına da mutlu olabileceğini herkese kanıtlamak için..
Ve bazen, yokluğunda seni özleyen birilerinin olduğunu bilmen gerekir. Çıkarsız, hesapsız, her ne olursan ol seni ”sen” olduğun için seven birilerinin olduğunu hissetmen için...


2 Kasım 2017 Perşembe

Respect !

Yıllar önce çok değer verdiğim bir yöneticim hakkımdaki en güzel analizlerinden birini yapmış ve 'sen ne istemediğini çok iyi biliyorsun ama ne istediğini söylemen ve o konu üzerinde yoğunlaşmamız lazım' demişti. Ne de güzel söylemişti aslında ama kördüm cahildim aklım 5 karış yukarıdaydım, tam olarak anlayamamıştım...
Başarılı iletişimim sırrı, dürüst ve çok samimi bir insan olmaktan geçiyordu, kendime yapılmasını istemediğim hiçbir davranışı  karşı tarafa asla yapmıyor istediğim davranışlarda ise tam anlamıyla karşılık bulamıyordum. İyilik yaptığım, daima güleryüzlü davrandığım, dürüst olduğum ve asla canını acıtmak istemediğim herkes istnisasız olarak tepeme çıkmaya çalışıyordu. Müsade etmedim ama buna teşebbüs etmeleri bile fazlasıyla kırılmama yetiyordu. O zamandan sonra anladım ki ben, saygı duyduğum veya tüm ayrıntılarıyla sevdiğim insanların değişmelerine, gördüğümden veya olduklarından farklı birine bürünmelerine kırılıyordum ve hayatımdan tek tek çıkarmaya, sonrasında arkama dahi dönüp bakmamaya başlıyordum... Yaptığım her işe, hayatıma giren-çıkan herkese hem saygı duymak hem de sevmek istiyordum...
Çok az kişi bilir ki benim hayatıma dahil olan insanların çok azına aynı zamanda hem saygı hem sevgi duyduğumu ve bunun daimi olmasının çok da zor olduğunu. Bilmece gibi konuşmayı kesip ne demek istediğimi bir de şöyle anlatayım. İş hayatınızda birçok insan tanır ve beraber çalışma fırsatını elde edersiniz. Kimisi çok akıllıdır, iş bitiricidir, güçlüdür veya sevecendir. Hemen kanınız ısınır veya size itici gelen yönlerinden dolayı bir türlü sevemezsiniz. İnsani duygularınızla ilk notu verirsiniz lakin saygı duymak başka bir meseledir. Benim asla sevemediğim fakat yaptığı işinden, tarzından, çizgisini bozmayan yapısından dolayı saygı duyduğum birçok insan oldu hayatımda ve yahut tam tersi olarak pek sevdiğim, eğlendiğim, farklı şeyler öğrendiğim ama bir türlü saygı duyamadığım/gösteremediğim insanlar...
Kendi adıma söyleyecek olursam, genel anlamda çok saygılı biriyimdir, çünkü anlayış-hoşgörü-yardımcı olmak olgularını çok önemserim. Rahatlık veya samimiyetle, konuşma tarzı veya hassasiyetle saygı duymayı karıştırmayınız efendim.. Söylemek istediğim saygı olmalı-mış gibi yapmak değil, ağızdan dökülen göstermelikler hiç değil.
Daha önce de belirttiğim gibi çok az kişiyi aynı anda hem sevip hem saygı duymamın nedenlerinin başında yaşadığım kısa süreli göstermelik güzellikler veya güven kaybetmeme neden olan olaylar geldiği üzere tecrübeyle sabit konuların dışında kendi adıma da beklediğim davranış biçimlerini kapsıyor aslında. Bu önceliğimle örtüşen insanlarla uzun süre çalışabiliyor, aşk yaşayabiliyor, dostluk kurabiliyor ve başarılı olabiliyordum. Hala da öyleyim...
Şimdi belki diyeceksiniz ki, bu herkes için aynı değil midir???  Hayır efendim değildir !
Sen kocanı çok seversin saygı duymazsın ama ömür boyunca yanında yaşarsın, karısını çok sevdiği halde defalarca gözünü kırpmadan aldatan insanlara şahit oldum ben, gram saygı duymuyor ne eşine ne evliliğine ne de çocuklarına.. Yöneticini veya iş arkadaşlarını hiç sevmezsin ama mecburiyetlerden veya kurban psikolojin nedeniyle hergün söylenir durur yine de hiçbir aksiyon almaz,başka bir iş aramaz veya açıkça konuşmayı düşünmezsin, arkasından konuşur yüzünü görünce can ciğer kuzu sarması olursun ki biz buna kurumsal hayat diyoruz çoğunlukla!!
Annen-baban-kardeşlerinle saygı ve sevgi ortamının dışında bir hayatın olmuştur, başkalarının da öyle olduğunu zanneder kurmak istediğin gelecekteki kendi ailene de öyle davranır veya benimsetmeye çalışırsın. Boşanmalar veya saçma sapan sürdürülmeye çalışılan evliliklerin temelinde eminim ki bu neden baş sorun olarak yatar.. Saydığım bu birkaç madde ve bencilce yapılan hatalar sebebiyle hem sevgiden hem saygıdan uzak bir insan şeklinde yaşar yapayalnız bir şekilde de yaşamını sonlandırırsın...
Ben bu yaşıma dek anladım ki yapamıyorum, çok seviyor-sayıyor devamı gelmezse o ortamda uzun süre kalamıyorum. Deniyorum zaman zaman kendimi, saygımı yitirirsem kendime etrafımdaki herkesi ve herşeyi yakıp yıkıyorum. Resmen yaşam enerjim tükeniyor, kendimi doldurmaya başlıyor ve hergün biraz biraz sinirime sinir, derdime dert, her daim gülen yüzüme solgun renkler ekliyorum :(
Pozitif çizgimden çıkınca da önce kendime sonra başkalarına başka bir Burci gibi görünüyor ve davranıyorum. İş hayatımdan örnek vermem gerekirse spor eğitmenliği ve kurumsal iş hayatım boyunca birçok yöneticiyle ve değerli iş arkadaşıyla,eğitmenle çalışma fırsatını elde ettim. Uzun süreli veya kısa süreli farketmez sor bakalım kaçını aynı anda hem çok sevdim hem çok saydım? Kaçından birşeyler öğrenip kaçını hayatımın başarı merkezindeki nedenlere ekledim ? Kaçıyla hala görüşüyor ve özlüyorum? Kaçından hayatımda bir ömür boyu kalmalarını istedim? Bu soruların cevabı bende saklı ama söylemek istediğim şey uzun süreli ve  sağlıklı ilişkilerde bu konu madem ki şart (must) efendim, diğer konularda da aynı hassaslığı bekliyor insan. Yani ben artık bazı soruların cevabını biliyor ve ona göre hayatımı yaşamaya çalışıyorum. Öyle bir insan ile hayatımı devam ettirme ve öyle bir yönetici ile çalışma, öyle bir ailede yaşama ve öyle insanlarla dostluk kurma isteklerim gerçeğe dönüşüyor ve daimi oluyor çok şükür ki... Olmadığı vakitlerde de yaşam kalitesi bir miktar düşüyor normal seviyeye getirmek için de var gücümüzle uğraşıyoruz. Emin olun, neye inanıyorsak öyle oluyor, öyle insanlar ile yaşamımızı uzun vadede devam ettiremiyoruz çünkü en nihayetinde...
Büyüdükçe dualarım hep bu yönde değişmeye başladı, hayırlı insanlar, dengim arkadaşlıklar dilemeye başladım. bana iyi gelmeyenleri bir bir çıkardım önce tüm listelerimden daha sonra da uzaklaşarak tüm hayatımdan. Bazıları ara sıra tekrar girmeye uğraşıyor, şans verdikleriniz giriyor ve aynı hatalar tekrarlandıkça tarihin tozlu sayfalarına gömülüyor. Eğer süreç tamamlanmadıysa da o tekrarlar hayat boyu devam ediyor. Ettirmeyiniz efendim, ettirdikçe saygı da sevgi de bitiyor. Zirvede bırakmak gerekiyor bazı şeyleri. Önce kendinizi sonra karşınızdakileri düşünerek yapmalıyız seçimlerimizi. Kestirip atmaları veya sürekli olumlama çalışmalarını ihmal etmemek lazım. Birde şu sözü aklımıza iyi kazımamız gerek diyerek hoşçakalın, en önemlisi de hoşbakın demeyi ihmal etmiyorum :)

 "Kimseye iyi veya kötüdür demekte acele etmiyorum. Çünkü insanlar beni her zaman şaşırtmayı başarmışlardır." - Ts Eliot 

27 Ekim 2017 Cuma

Benden bana

Cuma günleri şarkı-şiir-sanat köşesidir benim taaa içimde ve aslında blog yazılarımda...
Şimdi size içimde hala saklı tuttuğum cinsiyeti olmayan çocuğa ve belki de ileride kendi çocuklarıma söyleyeceğim türden sözler yazacağım...
Zaten yazılmış olanlar ve hatta şarkıda tam da söylendiği gibi, yazım hatalarına dikkat etmeyeceğiniz türden çünkü ağızdan tam da bu şekilde çıkan güzel bir şarkı sunacağım...
Kitaplarında veya kliplerle müziğe döken, çok güzel sözler bırakan ve kendi oğluna fısıldadığı sözlerden ötürü Nil Karaibrahimgil'i tebrik ediyor, hislerimize tercüman niteliğindeki bu dizelerin devamını bekliyoruz diye eklemeden geçemiyorum efeniiim :))) 
Hoşbakın kendinize, parçalarınıza, çocuklarınıza, içinizde saf kalan çocuk yanınıza...

Karanlıktan gelicekler Önünde dikilecekler Sarı sarı dişleri olucak Sivri pencereleri olucak Yakalayacak sanıcaksın Ama hep sen kazanacaksın
''Ben sana koşmayı öğreticem içinden gülmeyi öğreticem''

Yalanlar söylicekler Sözlerinden dönecekler Buzdan kalpleri olucak Acı sözleri olucak Yaralicak sanacaksın Ama hep sen kazanacaksın
''Üstlerine gitmeyi öğreticem Düşünce kalkmayı öğreticem''

Bazen de susmayıp bağırmayı Utanmadan hüngür hüngür ağlamayı Sevgililer gelecekler Kalbini delicekler Ahu bakışları olucak Tatlı dilleri olucak Hep sevecek sanıcaksın Ama bazen yanılıcaksın
''O an orda durmayı göstericem Bu da geçer yahu'yu öğreticem''

Bazen de tam ortadan kırılmayı Yere düşen camlar gibi dağılmayı Bazen yalnız bırakıcaklar Ne yapacaksın bakıcaklar Planları olucak Hep bir başları olucak Kırılacak sanıcaksın Ama hepten başarıcaksın
''İçinden yanmayı göstericem Kendini sevmeyi öğreticem''

Gidipte varmayı öğreticem !

20 Ekim 2017 Cuma

Yaşlı mı ''O'' Genç mi

En yakınlarım genelde herşeyimi bilir. Neye hayran olduğumu veya nelere takıntılı, neye sabrettiğimi veya neleri anında yakabileceğimi çok net anlamış durumdalar artık. Ailem ise bu olguları zaten doğumumdan bu yana deyimleyerek öğrenmiş bulunuyorlar :))
Karşı cins etkileşimi sonrasında seçimlerimi neye göre yaptığımı ise sağır sultan bile duysun istercesine sürekli tekrarladım.(Benden büyük, benden uzun) Kendimden büyük  yaşta olanlar ve uzun boy takıntım nedeniyle sırıklarla iyi anlaşabildiğimi bilen arkadaşlarım zaman zaman makara yapmayı da ihmal etmiyorlar. Erişilebilen kaynakları verimli kullanamıyormuşum, git gide tükeniyorlarmış ! espriye bak, teeee Allahım yaa :)))
İşin şakası bir yana verdiğim bu örneği herkes gibi benim de şekilsel takıntılarım olabileceği yönünde yorun lütfen !  Güzellik veya etkilendiğim şeyler artık bir bütünlk gerektiriyor benim zihnimde. Çünkü ben de büyüdükçe farkındalıklarımla beraber değişikliklerim olduğunu kavrayabiliyorum. Mesela yaşa bu denli takılacağıma aslında yaşantıya takılmam gerektiğini, insanlara bazen birden fazla şans verilmesi (en fazla 2 olabilir valla kusuruma bakmayın kimse bana 3 şans vermiyor ) ve büyük resme baktığın zaman benim de karşıdan çok farklı algılanabileceğimi düşünmem ve önyargılarımızdan kaçınarak gerçekleri hep es geçmeden değerlendirmek lazım. Bu konular üzerine eğildiğimde ise ortaya çıkan şey kişilerin yaşamlarına, kendilerini ne ölçüde geliştirdiklerine ve ne kadar insan olabildiklerine bakmam gerektiğini öğrendim. Madem olgunluk seviyesi yaş ile ölçülecek bir durum değil,madem kendimden yaşça çok büyük arkadaşlarımla bile zaman zaman ters düşüp çocuklaşma diye bağrınabiliyorum :) ben de bundan böyle yalnızca tecrübeleri, aile eğitimleri, ürettikleri, bana sağladığı katkıları ve ben dahil tüm sevdiklerine verdikleri değerle insanları değerlendirmeye karar verdim. Genel olarak önyargıdan uzak duran bir insan olmam sebebi ile de özel-iş-sosyal ortam arkadaşlıkları diye ayırmadan, karar verme sürecini de zamana yayma fikri gayet cazip gelmeye başladı vs vs... 
Bugün yaş ile ilgili bir yazı okudum ve sonrasında aşağıdaki sözleri aşırı benimsediğim için sizinle de paylaşmak istedim. Tüm tecrübeler ve yaşın getirdiği bazı öğretilerle beraber diğer parçalar birleşince de mutsuzluklar ve geçmişte kalanlara elveda diyerek gelecek yaşlara ve yaşananalara daha güvenle bakabileceğimizi farkettim. Bu sebeple kendinize iyi bakın hoşçakalın, hoşbakın demeyi ihmal etmiyorum :)))

Gençlik hayatın belli bir çağı ile ilgili değildir. 
İnsan kendine olan güveni derecesinde genç, şüphesi neticesinde yaşlıdır. 
Cesareti neticesinde genç, korkuları derecesinde yaşlıdır. 
Ümitleri derecesinde genç, ümitsizliği derecesinde yaşlıdır.
Hiç kimse fazla yaşamış olmakla ihtiyarlamaz.
İnsanları ihtiyarlatan, ideallerinin gömülmesidir.
Seneler cildi buruşturabilir. Fakat heyecanların teslim edilmesi, ruhu buruşturur.
İnsanlar yaşadıkça yaşlandıklarını sanırlar, hâlbuki yaşamadıkça yaşlanırlar.
İnsan ihtiyar olmaya karar verdiği gün ihtiyardır.
Güzelliği görme yeteneğini kaybetmeyen asla yaşlanmaz.
Yaşlanmak, bir dağa tırmanmak gibidir…
Çıktıkça yorgunluğunuz artar, nefesiniz daralır ama görüş alanınız genişler.
Beynimiz, yeni tecrübeler keşfettiği sürece insan genç sayılır.

William Ewart Gladstone

13 Ekim 2017 Cuma

Murphy ile tanıştınız mı?

Belki bu ismi ilk kez duyuyorsunuz belki de zaten çoktan yasalarına yakalanarak aklınızda bu kanunlarla boğuşurken buluyorsunuz kendinizi... 
Şimdi sizlere sunacağım bu kanunlar kısaca neyden kaçarsan ona yakalanırsın, korktuğun şey başına gelir hatta istemediğin ot başında biter gibi deyimlerin hayat bulmuş veya bulma olasılığı yüksek olanlarından sadece en belirgin maddeleridir. Son zamanlarda okuduklarım, denediklerim ve aydınlandığım konum ise 'herşey bizimle başlar ve bizimle biter yani bilinçaltınızı nasıl yönlendirirseniz öyle yaşar öyle ölürsünüz' mottosuyla hayatıma devam etme nedenimdir. Başıma gelen en güzel şeyler veya en korkunç, kötü şeyleri bile belki de benim zamanında  yönlendiremediğim ama bu yaşımda farkına vardığım bilinçaltım yaşatmıştır bana diyerek aranızdan ayrılıyor, çok okumak-çok gezmek/görmek- çok tanışıp dinlemekten uzak kalmamanızı diliyorum... Maddeleri tek tek okuyun çünkü herkesin kendinden birçok şeyi bulup gülmeye başlayacağına çoook eminim :))

 MURPHY KANUNLARI

         Tabiat ana daima hatanın yanındadır.
         Çözülen her problem yeni problemler yaratır.

  •          Aptalların dahi yapamayacağı şey yoktur, çünkü onlar da kendi çapında birer dahidir.
  •          Smith-Wesson kare as'tan daima iyidir.
  •          Tek boynuzlu gergedanla birde bir oynanmaz.
  •          Düşürdüğün ekmeğin yağlı yüzünün halıya gelme olasılığı, halının yeniliğiyle doğru orantılıdır.
  •          Asla Mrs. Murphy ile ilişki kurma.
  •          Tünelin ucunda görülen ışık üzerinize gelen trenin farı olabilir.
  •          Otomobil tamir ederken düşürdüğünüz alet, daima aracın en ulaşılmaz yerine kaçar.
  •          Bozuk bir alet tamire geldiğinde çalışır.
  •          Endişelenme, kısırlık kalıtımsal değildir, çocuğuna geçmez.
  •          Bir şeyin yanlış gitme olasılığı varsa, yanlış gider.
  •          1500 liralık ampul daha önce patlayarak 10 liralık sigortayı kurtarır.
  •          Kestirme, iki nokta arasındaki en uzun yoldur.
  •          Her şey yolunda gidiyor gibi görünüyorsa, senin dünyadan haberin yok.
  •          Dostlar gelip gider, düşmanlar birikir.
  •          Murphy'nin altın kaidesi : Altını olan kuralı belirler.
  •          Hayattaki en güzel şeyler : Ya kanun dışı, ya ahlak dışı ya da şişmanlatıcıdır.
  •          Elindeki kuşa, başının üzerindekinden daha çok güven.
  •          Güzellik derinin altına kadar işler, çirkinlik ise kemiğe dayanır.
  •          Hiyerarşide kişiler yeteneksizlikleri ölçüsünde yükselir ve orada kalırlar.
  •          Daima yarışta hızlı ve savaşta kuvvetli olan kazanmaz, ama sen yine onların tarafını tut.
  •          Bir işi tam yapmak için vakit bulunmaz, ama düzeltmek için daima zaman bırakırlar.
  •          Çok üstüne düşme, bozarsın.
  •          Pipo akıllıya düşünme şansı verir, aptala eğlencelik olur.
  •          Öyle bir sistem getir ki, bir budala bile kullansın. O zaman da onu sadece bir budala kullanır.
  •          Herkesin zengin olmak için yürümeyen bir planı vardır.
  •          Hiçbir iyilik cezasız kalmaz.
  •          Borç alabilmek için önce ona ihtiyacının olmadığını kanıtlaman gerekir.
  •          Tamire kalktın mı bil ki, daha çok zaman ve daha pahalıya çıkar.
  •          Her şeyin %90'ı posadır.
  •        Üniversite hocaları başkalarının sorunlarına en liberal, üniversitenin sorunlarına ise en muhazafakar çözümleri getiren kişilerdir.
  •        Yasama organı çalışma halindeyken, insanların hayatı gibi, mülkiyet hakkı ve özgürlükler de tehlike altındadır.
  •          İnsanlar gerçekleri arar, fakat hep kendi görüşleri doğrultusunda ilerler.
  •          Atı suya götürmek iş değildir. Marifet atı suda sırtüstü yüzmeye razı etmektir.
  •          Aynı taksiyi birden fazla gazete muhabiri paylaştığı zaman, taksi ücretini önde oturan öder.
  •         Aynı taksiyi kaç muhabir paylaşırsa paylaşsın ve taksi ücretini kim öderse ödesin, bütün muhabirler taksi ücretini masraf listelerine yazarlar.
  •          Bir siyasi partinin kuruluşu, bir siyasi hareketin sona ermesi demektir.
  •          Yeni kanunlar, yeni kanun boşlukları doğurur.
  •          İnsanlar diledikleri gibi davranabilecekleri özgür bir ortama kavuşunca, birbirlerini taklit ederler.
  •          Popüler olan kişi, sevilmemeye mahkumdur.
  •          Çok denenmiş yollar, hiçbir yere çıkmaz.
  •          Direnen, yücelir.
  •          Aşırılar buluşur.
  •          Yeni kravat, çorba çeker.
  •          Dükkanda ayağa uyan ayakkabı, en çirkin olan ayakkabıdır.
  •          Vitrinde gördüğün hiçbir mal, sizin alabileceğiniz kadar ucuz değildir.
  •          Seyahate çıkarken, ihtiyacınız olan elbiselerin yarısını ve ihtiyacınız olan paranın iki mislini yanınıza alınız.
  •          Radyoyu ne zaman açarsanız açın, en sevdiğiniz şarkının son melodilerini duyarsınız.
  •          Tereyağının sertliği ile üzerine sürülecek ekmeğin yumuşaklığı doğru orantılıdır.
  •          Vücut banyoya girmeden, telefon çalmaz.
  •          Yanlış numara hiç meşgul çalmaz.
  •          Yeni alet almadan, kaybettiğiniz eski aleti bulmanız mümkün değildir.
  •          Dakikanın uzunluğu, umumi hela kapısının hangi tarafında olduğunuza bağlıdır.

MURPHY İYİMSER BİR İNSANDI..!

  •          Eğer bilgisayarınızda bitirilmesi ölüm kalım meselesi olan bir iş varsa yemeğe çıkmanın tam vaktidir, çünkü elektrik kesilecektir.
  •          İşler yolunda gitmediği zaman gülümseyen bir kullanıcı, üzerine suç atacağı bir programcı olduğunu biliyordur.
  •          Kendinizi iyi hissediyorsanız kaygılanmayın, geçer.
  •          Birine bir iyilik yaparsanız, o iyilik göreviniz haline gelir.
  •          Konuşmanızda bir yanlış yapana kadar kimse dinlemiyordur.
  •          Birine bir makinenin çalışmadığını kanıtlamaya kalkarsanız, makine çalışır.
  •          İki monolog bir diyalog oluşturmaz.
  •          Başarı daima yalnızken, başarısızlık ise herkesin içinde vuku bulur.
  •          Ne hakkında konuştuğunuzu bilmiyorsanız, her şey mümkündür.
  •          Olumsuz beklentiler olumsuz sonuçlara götürür. Olumlu beklentiler de olumsuz sonuçlara götürür.
  •          Uzman, bulunduğunuz yere dışarıdan gelen herhangi bir kişidir.
  •          Gizli evraklar fotokopi makinasında unutulur.
  •          Bir berbere asla saç kesimine ihtiyacınız olup olmadığını, bir satıcıya fiyatlarının iyi olup olmadığını sormayın.
  •          Başa çıkamayacağınız bir hata durumunu asla test etmeyin. Düzeltemeyeceğiniz yanlışı aramayın.
  •          Bir deney sonuç veriyorsa bir yanlışlık olmuştur.
  •          Bir proje üzerinde çalışırken işi bittiğine inandığınız bir aleti yerine kaldırırsanız ona derhal ihtiyacınız olacaktır.
  •          Her yol başarısızlıkla sonuçlandığında talimatları okuyun.
  •          Araba kullanmayı öğrenene kadar gerçekten küfretmeyi öğrenemezsiniz.
  •          Beklenmedik bir anda ele geçen boş vakit, mutlaka boşa harcanır.

MURPHY'NİN İŞ KANUNLARI

  •          Ne anlama geldiği belli olmayan her şeyi 'miscellaneous' klasörü altında toplayın.
  •          Bir toplantının bitiş saatini ve bir kokteylin başlama saatini ASLA GEÇİKTİRMEYİN.
  •          Hata yapmak kula mahsustur, bağışlamak Allah'a mahsustur yönetim kuruluna değil.
  •          Bir şeyi ilk seferde doğru yapmaya asla zaman yetmez. Ama baştan yapmak için hep yeterince zaman vardır.
  •          İşinizde iyiyseniz bütün işler başınıza kalır. İşinizde çok iyiyseniz nasılsa altından kalkarsınız.
  •          İşyerinde bir insanın otoritesi, gömlek cebinde taşıdığı kalem sayısıyla ters orantılıdır.
  •          İşi nasıl halledeceğinizi bilemiyorsanız, hızlı hızlı yürüyün ve endişeli görünün.
  •          Cuma günleri bir şirkette hasta adam bulamazsınız.
  •          Şirkette birinin ünvanı ne kadar uzunsa yaptığı iş o kadar önemsizdir.
  •          Şirkette bozulan bir makine, tamirci kapıdan içeri girdiği sırada aniden çalışıverir.
  •          İş bir kere çorba olmuşsa, düzeltmek için yapacağınız her şey durumu daha da berbat eder.
  •          Başarı sadece şans meselesidir. İnanmazsanız çuvallamış birilerine sorun.

MURPHY'NİN SAVAŞ YASALARI

  •         Siz süpermen değilsiniz.
  •         Geritepmesiz tüfekler geri teperler.
  •         Baskı ateşi baskı altına almaz.
  •         Aptalca görünen bir şey işe yarıyorsa o şey aptalca değildir
  •         Göze çarpan (belirgin) bir görünümde olma, hasmının ateşine maruz kalırsın.
  •         Gereksiz yere silahını çekip ateş etme, çevrendekileri sinirlendirirsin.
  •         Şayet emin değilsen silahını dolu kabul et, muhtemel her hedefi ateş altına al.
  •         Avcı boy çukurunu asla senden daha cesur biri ile paylaşma
  •         Asla unutma ki silahın en düşük fiyat veren firma tarafından yapılmıştır.
  •         Eğer hücumun iyi gidiyorsa, pusuya düşmüşsündür.
  •         Nereye döşediğini hatırlamıyorsan, mayının seni hedef alıyor demektir.
  •         Bütün beş saniyelik el bombası fünyeleri üç saniyeliktir.
  •         Önemsiz görünmeye çalış. Düşmanın cephanesi azalmış olabilir. (hedef olarak seni seçmesin)
  •         Mevziden daha ileride isen, dost topçunun daha yakına ateş edeceğini unutma.
  •         Önemsemediğin düşman şaşırtma harekatı esas taarruzdur.
  •         Kolay yol her zaman mayınlanmıştır.
  •         Önemli olan şeyler daima basittir.
  •         Basit olan şeyler her zaman zordur.
  •         Bir bölgeyi güvenlik altına aldıysan, bunu düşmana söylemeyi unutma.
  •         Üstüne gelen ateşin geçiş önceliği vardır.
  •         Muharebeye hazır hiçbir birliğin denetlemeden geçtiği görülmemiştir.
  •         Denetlemeye hazır hiçbir birliğin muharebeden başarı ile çıktığı görülmemiştir.
  •         Takım çalışması esastır. Bu, düşmanın üzerine ateş edeceği diğer kimselerin (hedeflerin) varlığını sağlar.
  •         Eğer düşman menzil içinde ise sende öylesindir.
  •         Dost ateşi, dostun ateşi değildir. (seni de vurabilir)
  •         Yapabildiğin her şey vurulmana yol açabilir. Hiçbir şey yapmaman dahil.
  •         Düşmanın içeriye giremeyeceği kadar mevziini mukavim (güçlü) yaparsan, sende içinden çıkamayabilirsin.
  •         İzli mermilerin izi iki yönlüdür, senin de yerini belli ederler.
  •         Üstüne gelen düşman ateşinden daha isabetli olan tek şey, üstüne doğru gelen dost ateşidir.
  •         Bir şeye aşırı ve çaresiz bir şekilde ihtiyacın olduğu anda, telsizler çalışmayacaktır.
  •         İki taraf da kaybetmeye başladığına inandığı anda, ikisi de haklıdır.
  •         Profesyonellerin ne yapacağını kestirebilirsiniz, ama dünya amatörlerle doludur.
  •         Her hava koşulunun yakın desteği kötü havada işlemez.
  •         Bir elbombasının tesirli yarıçapı, her zaman senin sıçrayabileceğin mesafeden bir ayak boyu daha fazladır.
  •         Gerçekten kontrol altında tutulan tek arazi, üzerinde ayakta durduğun toprak parçasıdır.
  •         Süngü kanunu der ki, mermisi olan kazanır.
  •         Arka kademedekiler yani muharip olmayan birlikler her yerdedirler.
  •         En yeni tank tahrip silahı bir diğer tanktır. Bu nedenle tanklar hep birbirleri ile savaşır ve piyadeye yardım edecek vakit bulamazlar. Asıl amaçları bu olduğu halde.
  •         Hassas bombardıman normalde artı/eksi bir mil içinde isabetli olur.
  •         B52 ve C130 uçakları ile yapılan misket bombardımanı çok isabetlidir. Bombalar her zaman yeri bulur.
  •         Murphy bir 11b idi. (11b Amerikan Kara Kuvvetleri'nde piyade avcı eri için kullanılan kod no'sudur.)
  •         Kusursuz planlar kusursuz değildir.
  •         Kolay yol genellikle ölümünüze yol açar.
  •         Üniforması daha gösterişli olan taraf kaybeder.
  •         Zırhlı araçlar mermileri üzerine toplayan mıknatıslar ve dikkat çeken hareket halindeki avcı boy çukurlarıdır.
  •         Eğer düşman dışında her şey azalıyorsa, savaştasınız demektir.
  •         Muharebenin ilk bir kaç saniyesi içinde hiç bir planın geçerliliği kalmaz.
  •         Cephane pahalı, hayatınsa ucuzdur.
  •         Muharebede malzeme harcamak mezar kayıt formu doldurmaktan daha kolaydır.
  •         Eğer düşmanı göremiyorsan, o seni hala görüyor olabilir.
  •         Son koruma ateşi, koruma sağlamaz.
  •         Savaşmadan kazanabilirsin, fakat bu çok daha zor olur. Üstelik düşman işbirliği yapmayabilir.

 MURPHY' NİN EVLİLİK YASALARI

  •          Evliliğe başlamak, bitirmekten daha kolaydır. Ve suçlu daima eşinizdir.
  •          Eğer size evlilikten söz eden yalnızca anne ve babanızsa durum sizin için son derece mutsuzdur.
  •          Sakın para için evlenmeyin. Çok daha uygun koşullarda borç bulabilirsiniz.
  •          Eğer evlilik eğlenceli bir şey olsaydı, nikahı belediye memuru kıymazdı.
  •          Evli bir çiftin aynı konuda "evet" dediği son yer nikah masasıdır.
  •          Evlilik güzel bir ilişkiyi bitirmenin en kısa yoludur.
  •          "Aşk ve Evlilik, tıpkı at ve araba gibi birlikte yürür." En son ne zaman at arabası gördünüz?
  •          Aşkın gözü kör olabilir ama evlilik insanın gözünü açıverir.
  •          Eşlerden ilk uyuyan her zaman en yüksek sesle horlayandır. Suçlu her zaman eşinizdir.
  •          Eğer erkekler kur yaptıkları dönemdeki davranışlarını evlilikte de sürdürürlerse boşanmalar azalır, iflaslar artar.
  •          Ne zaman ve nerede evlendiğinizi anımsarsınız ama niçin evlendiğinizi anımsayamazsınız.
  •          Erkek, eğer karısında artık bir hata bulmuyorsa, boşanmış demektir.
  •          Her başarılı erkeğin arkasında edepsiz bir kaynana vardır. Her başarılı kadının arkasında aşağılık kompleksiyle kıvranan bir erkek vardır.
  •          Televizyonda 27863 bölümlük Brezilya dizilerini izledikçe "evliliğinizin iyi gittiği" inancınız artar.
  •          İyi bir kavga en başarılı doğum kontrol yöntemidir. Anlık barışlarda bunun tersi olur.
  •          Eğer birisi eşinizi elinizden alırsa, ona yapacağınız en büyük kötülük, birlikte yaşamalarına izin vermenizdir.
  •          Masallarda çiftler aşık olurlar, evlenirler ve yaşamlarının sonuna kadar mutlu yaşarlar. Bunlara masal denmesinin nedeni de budur zaten...
Genel Kurallar

  • Bir şeyin ters gitme olasılığı varsa, ters gidecektir.
  • Bir şeyin birkaç şekilde ters gitme olasılığı varsa, hep en kötü sonuç doğuracak şekilde ters gidecektir.
  • Bir şeyin ters gidebileceği olasılıkları engelleseniz bile, anında yeni bir olasılık ortaya çıkacaktır.
  • Bir şeyin olma olasılığı, istenme olasılığı ile ters orantılıdır.
  • Er ya da geç olası en kötü koşullar zincirlemesi vuku bulacaktır.
  • Ne zaman bir şeyden vazgeçseniz, vazgeçtiğiniz o şey size geri gelir.
  • Olmuyorsa zorlayın, kırılırsa zaten değişmesi gerekirdi.
  • Ne kadar beklersen bekle istenmediği zaman gelecektir...
  • Yere düşen her şey ulaşılması en zor köşeye yuvarlanır.
  • Ne zaman arabamı yıkasam yağmur yağar, yağmur yağacağı için arabamı yıkamadığımda yağmur yağmaz.
  • Reçelli ekmek ne zaman yere düşse reçelli kısmı hep yere gelir.
  • Özür dilemek, izin almaktan daha kolaydır.
  • Uyuyan bir bebek, anne babası uykuya dalınca uyanır.
  • Bir şey tamir ederken elin tamamen yağlandığında burnun kaşınır.
  • İnsanların seni seyretme olasılığı düştüğün komik durum ile doğru orantılıdır.
  • Yanlış numara çevirdiğinde çevrilen numara kesinlikle meşgul değildir.
  • Patronuna lastiğin patladığı için geç kaldığını söylediğinde ertesi gün lastiğin gerçekten patlar.
  • Gırgır geçmeye başladığın anda patron kapıda görünür.
  • Sıkışık trafikte şerit değiştirdiğinde, terk ettiğin şerit daha hızlı akmaya başlar.
  • Duşa girip ıslandığında telefon çalar.
  • Birileri ile karşılaşma ihtimalin, görünmek istemediğin zaman en üst düzeydedir.
  • Bir makinenin çalışmadığını ispat etmen gerektiğinde kesin çalışır.
  • Kaşıntının şiddeti ulaşma zorluğun ile doğru orantılıdır.
  • Sinemada sıranın ortasında oturanlar salona en son girerler.
  • Ayağınıza tam oturan bir ayakkabı kesinlikle mağazadaki ayakkabıların en çirkinidir.
  • Herhangi bir şeyi beğendiğinizde derhal üretimden kaldırılır.
  • Bir şeye ulaşmak istediğinizde ve ulaşamayıp umudunuzu kestiğiniz anda, bir yerden bir şekilde size gelir.
  • İşler yolunda gittiği zaman mutlaka bir terslik vardır.
  • Aradığınız şeyi baktığınız en son yerde bulursunuz. (Aranılan bir şey birkaç yere bakılarak bulunur ve bulma eylemi zaten en son bakılan yerde gerçekleşir.)
  • Herhangi bir bilgide sayılar çok doğru gözüküyorsa boşuna kontrol etmeyin, yanlıştırlar.
  • Bir teklifin gerçek olması güvenilir olmasını gerektirmediği gibi, güvenilir bir teklifin de gerçek olması gerekmez.
  • Telefon çalmasını beklediğin süreler boyunca çalmayacak, ancak başından ayrılıp başka bir işle meşgul olduğun anda çalıp seni bölecektir.
  • Siz sınavlara istediğiniz kadar çalışın, sonunda her zaman çalışmadığınız bir yerden çıkacaktır!
  • Ne zaman sınavlara çalışacak olsanız uykunuz gelir, sınavdan sonra uykunuz açılır.
  • Dakikalarca beklediğin otobüs sen tam sigara yaktığında gelecektir.
  • Sigara dumanı her zaman sigara içmeyen kişiye doğru gelir.
  • Barda sana yanaşan kız barın en çirkin kızıdır.
  • Ne zaman kürdanı elinden atsan, dişinin arasında bir şeylerin kaldığını farkedersin.
  • Senin beklediğin ATM sırası herzaman yavaş ilerler.
  • Ne zaman merdivenleri çıkmaya başladığında aklına çisinin geldiğini farkedersin
  • Sakınılan göze çöp batar.
  • İnsanlar birbirini hak eder.
  • Hangi yüzüne tereyağı süreceğinize önceden karar veremezsiniz.
  • Gülümseyin, ne düşündüğünüzü bilmesinler.
  • Sizi izleyenlerin sayısı yaptığınız işin saçmalığı ile doğru orantılıdır.
  • İyilik cezasız kalmaz.
  • Her çözümün doğurduğu yeni problemler var.
  • Bir şey yapmanız gerektiği zaman, öncelikle başka bir şey yapmanız gerekir.
  • Her şey düşünce hızından daha yavaştır.
  • Aptallığın gücünü göz ardı etmeyin.
  • Bir işi ne kadar önceden planlarsanız, ters gitme olasılığı o kadar artar.
  • Murphy kanunları Ohm kanunundan daha geçerlidir.
  • Diş ağrısı gece ve tatil gününde başlar.
  • Borç alabilmek için, borca ihtiyacınız olmadığını ispatlamalısınız.
  • Kimse başkasının yaptığı iş ile ilgilenmez.
  • Yeni aldığınız donanım eskisini sattığınız an bozulur.
  • Yanlış anlaşılmayacak kadar basit bir şey yoktur.
  • Hiç bir şey göründüğü kadar iyi değildir.
  • Sigaradan alınan zevk çevrede bulanan içmeyenlerin sayısı ile doğru orantılıdır.
  • Sigara dumanı içmeyene doğru ilerler.
  • Karar verme anlarında eldeki bilgi miktarı kararın önemi ile ters orantılıdır.
  • Önünüzde bulanan araç sizden yavaş gider.
  • Kasislerin etkisi yavaş giden arabalaradır.
  • Yarının işini asla bugün yapma.
  • Ayakkabı ağırlığı yürüyüş mesafesine göre artar.
  • Ayakkabıdaki kum tanesi basınca karşı en fazla basıncın olduğu noktaya doğru ilerler.
  • Basit teoriler en anlaşılmaz şekilde izah edilir.
  • Deney başarılıysa bir şeyler yanlış demektir.
  • Anlamıyorsanız çok açıktır.
  • Çok hızlı yükseliyorsanız bir yerde bir şeyler yanlış demektir.
  • "Yaşam" siz başka planlar yaparken olan şeydir.
  • Murphy'nin altın kuralı: Altını olan kuralı koyar.
  • Değiştirilebilir parçalar değişince sorun çıkar.
  • Olmuyorsa zorlayın, kırılırsa zaten değişmesi gerekirdi!
  • Zorlamayın, daha büyük bir çekiç getirin!
  • İhtiyacı olanlara yardım edin, onlar sizi hatırlar, tekrar ihtiyaçları olunca.
  • Kendi işini yapmayanlar için hiç bir iş imkansız değildir.
  • Diğer tüm seçenekler tükendikten sonra insanlar mantıklı davranırlar.
  • Gezegendeki toplam zeka bir sabittir; nüfus artmaktadır.
  • Tüm genellemeler yanlıştır.
  • Gizli hata gizli kalmaz.
  • Duruma göre!
  • Aptalsa ve çalışıyorsa, aptal değildir.
  • Asla, asla deme!
  • Bekleyin, hasar verdikten sonra geçer, hasar fazla ise bekleyin, tekrar gelir.
  • Şans en şanssız zamanda kapıyı çalar.
  • Eşsiz şeyler birbirinin eşidir.
  • Yağmur yağsın diye araba yıkadıysanız işe yaramaz.
  • Tırnaklarınızı kestikten bir saat sonra tırnakla yapılacak bir iş çıkar.
  • Her kurumda işlerin nasıl yürüğünü detayları ile bilen biri var. Bu kişi hemen işten atılmalıdır.
  • Özür dilemek, izin almaktan daha kolaydır.
  • Sıcak tencere ve soğuk tencere aynı görünür.
  • Salamı seven ve yasaya saygı duyanlar bunların nasıl yapıldığını asla izlememelidir.
  • Problemlerden kurtulma konusunda usta olan doktorlardan uzak durun!
  • Bağışla ama unutma.
  • Kendi fikrinizi önemli birinin fikri imiş gibi sunarsanız kabul edilme şansı daha fazladır!
  • Hareketli nesneler yanlış yöne doğru hareket ederler, durağan nesneler yanlış yerde dururlar.
  • İşler şansa bırakılsaydı daha iyi olurdu.
  • Herkes sinirlerini kaybetmişken sakinliğinizi koruyorsanız belki de durumu anlamıyorsunuz.
  • Size bir iyilik yapmak için yaklaşan birini görürseniz, kaçın.
  • Tüm garantiler ve para iadesi taahutleri, ödemeyi yapmak suretiyle bozulur.
  • Önemli olan olaylara takmayı başardığınız isimdir, olayların kendisi değil.
  • Anlattığın birşeyin dinlenme ihtimali, anlatma isteğinle ters orantılıdır.

Savaş

  • Düşman atış menziline girdi diye sevinme. Sen de onun menzilindesin.
  • Pimi çektiğiniz an, Bay El Bombası artık arkadaşınız değildir.
  • En kısa yol ya mayınlarla döşenmiştir, ya da keskin nişancılar tarafından gözetleniyordur.
  • Eğer saldırınız çok iyi gidiyorsa, bu pusuya düşeceksiniz demektir.
  • Yürümek zorunda olmak = Keskin nişancılara yem olmak
  • Eğer pusudan sağ çıktıysanız, bir şeyler yolunda değil demektir.
  • Siz bulunduğunuz konumdan düşmanı görebiliyorsanız, düşmanda sizi görebilecek konumdadır.
  • Eğer düşman dışında her şey eksiliyorsa; işler ters gidiyor demektir...
  • Fark edilmediğinizi sandığınız zamanlarda, herkes tarafından izleniyorsunuz demektir.

Aşk

  • Bütün iyiler biriyle çıkar.
  • Eğer o kişi biriyle çıkmıyosa bir neden vardir.
  • Bikinisi ne kadar guzel ve iyiyse senden o kadar uzaktir.
  • Beyin x Guzellik = Elde etme orani her zaman sabittir.
  • Birinin seni sevme orani, senin onu sevme oraninin tamamen tersidir.
  • Para aski satin alamaz ama seni çok iyi bir pozisyona getirir
  • Her hareket dusundugunuzun tersi bi reaksiyon gosterir.
  • Yakışıklı erkekler (guzel kizlar) isi en son bitirirler
  • Eger gercek olabilecek kadar mumkun gozukuyosa, mumkun degildir.
  • Senin ona yaklastigin an onun baska birini buldugu andir.
  • Asansörde sevişirsen mutlaka yakalanırsın.
http://www.drumitsayin.com/tr/murphynin-kanunlari-murphys-laws